İZMİR
 
SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ
 
line decor
Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.
line decor

 
 
 

   
SOLDA YENİLENME PALENİLENDEN NOTLAR

10.12.2005 Cumartesi Günü DİSK tarafından İstanbul Dedeman Oteli’ nde düzenlenen SOLDA YENİLENME(Birleşme/Yenileşme/Kitleselleşme) adlı toplantıya katılan üyemiz Sayın Mehmet Yıldırım tarafından alınan notlar:

1.Oturum: Solda Yenilenme
Prof Dr. Burhan Şenatalar: Solda Yenilenme

Yenilenme gereksinmesini sadece CHP nin durumuna bağlamamalı; sol, tüm dünyada yenilenme gereksinimi içinde. Bunun, Dünya’da ve Türkiye’de nedenleri vardır

Dünya’daki nedenleri :

-Neo-liberalizm (Teacher, Regan,Kholl),

-Elektronik devrim,

-Küreselleşme,

-1989 da Berlin duvarının yıkılması,

-Temsili demokrasinin yetersizliği,

Türkiye’deki nedenleri:

-12 eylül de solun büyük bir darbe yemesi,

-Solun ortak kültürünü ve dilini yitirmesi,

Batı partileri kendilerini nasıl yeniliyorlar: üyelerin kalitesini artırarak,toplum ve STK ile ilişkilerini geliştirerek, parti içi demokrasiyi iyileştirerek, ideolojisini yenileyerek( mevcut özgürlük ve eşitlik kavramlarına; çevre, gençlik ve kadın sorunlarını ekleyerek), sorun çözme kapasitelerini artırarak.

Türkiye’deki sol partilerde değişimin olmaması ve lider sultası; bir anormallik sayılması gerekirken, bu durum normal gibi algılanır hale gelmiştir. Sol partiler, dışa değil içe dönükler.

Birlik çatıda sağlansa da bu sorunlar varken tabanda birlik sağlanamaz.

Türkiye’de yeni bir sol parti kurmanın şartları yoktur. Yapılması gereken; Türkiye düzeyinde derinlemesine bir tartışmanın yapılmasıdır. Bu konuda çeşitli yerel insiyatifler çıkmalı, bu yerel insiyatiflerin artması teşvik edilmeli, bunlar zamanla bir ağ süreci içinde gevşek bir örgütlenmeye (ağ örgütlenmesine) gitmelidirler. Parasal (maddi) hatalar(yolsuzluklar) hariç, toleranslı olalım. 20 yy daki hatalarımızı, tartışmalarımızı unutalım. Eksiklerimizden değil,

sahip olduklarımızdan hareket edelim.

Sorulara Cevaplar: ağ örgütlenmesi, aktif yurttaşlıktır. Zaman içinde kuvvetli örgütlenmeye gitmelidir. Amaç parti kurmak olmamalı; önce tartışma süreci olmalı, sonra örgütlenmelidir. Mevcut partiler başarısızdır, ortaya çıkan hareketler ise partileşememektedir. Toplumu değiştirme isteği yoksa, parti kurulamaz. Yerel insiyatiflerin ortaya çıkması lazımdır. Şu anda yeni bir parti beklenmiyor.

Prof Dr.İbrahim Kaboğlu: Demokratikleşme ve Siyasal Sistem

Avrupa’daki demokrasi, bir yazar tarafından, “ergenlik çağındaki demokrasi” olarak nitelendiriliyor. Bu durumda Türkiye’deki demokrasi, “çocukluk çağındaki bir demokrasi”dir.

Hukuki kurallar(düzenlemeler) demokratik süreçlerde konmalıdır.

Anayasa’da hak ve özgürlükler yönünden restorasyonlar yapıldı ama yasama ve yargıda restorasyon olmadı. Restorasyonları, yasamadan çok hükümet yaptı.

Yasama - yürütme ilişkilerinde, yasama sürekli kendini korumaya çalışıyor.

Son üç yılda çıkan krizler hükümet tarafından çıkartılmıştır.

Egemenlik halkın değil parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduranlarındır.

%10 seçim barajı, haklın % 45 inin iradesinin meclis dışında kalmasına yol açmıştır.

“müzakereci demokrasi” sadece seçime indirgenemez.
Özgürlükler en geniş anlamda kamusal alanda kullanılır. Kamusallığı engellemiyorsa özgürlükleri kısıtlayamayız. Örneğin içki kamusal alanı kısıtlamadığı için yasaklanamaz. Kamusal alan sadece devlet idaresine ait mekanlar demek değildir.

İktisadi liberalizmin önü açıktır ama siyasi liberalizmin önü kapalıdır.

John Bernamus: “demokrasi, ancak demokratların çoğunluktaki bir toplumda kurulabilir” demiştir.

Cumhuriyet: hukuki bir kavramdır, demokrasiden daha geniştir.

Demokrasi: siyasi bir kavramdır. Cumhuriyetin bir öğesidir. İkisi arasında bir çatışma yoktur.

Öneriler: demokrasi müzakereci olmalıdır. Yarı doğrudan demokrasi gibi yeni kavramlar gündeme getirilmelidir. Çatışmaları uzlaşmaya, demokrasi yoluyla çevirmelidir.

Prof Dr. Fuat Keyman:Türkiye’de Sol ve Gelecek.

Sorunlar ve Çözüm Önerileri:

Solun krizi nedir ve bundan ne anlaşılmalıdır ? Solun krizi; CHP nin, CHP Liderliği’nin, solda parti içi demokrasi eksikliğinin krizi değildir. Toplumla sol arasında bağ yoktur. Halkın sorunları ile partilerin öncelikleri uyuşmuyor. Sol kimlikli toplumsal tabanlı hareketler yok ya da az. Solda kimlik krizi vardır. Sol kimliğin küçülmesi söz konusudur.

Sol kendisini nasıl yeniden yapılandırabilir ? Sol dönüştürücü olmalıdır. Bunun için Türkiye’deki ve Dünyadaki dönüşümü iyi okumalıdır. Solun küreselleşmeyi kabullenmesi lazımdır. Ama sol , küreselleşmeyi dönüştürmelidir. Türkiye’nin toplumsal yapısı karışıyor, karmaşıklaşıyor. Sol, konulara kimlik sorunuyla da (Kürt, kadın, gençlik vs) yaklaşmalıdır. Kimlik sorununu toplumsal gerçeklik olarak kabul etmelidir. Bu dünya riskler dünyasıdır; risklerle birlikte yaşıyoruz. Sol bunu nasıl çözeceğini saptamalıdır. Sol, toplumu risklere karşı güvenli hale getirmelidir.

Sosyal adalet bugünün dünyasının başlıca konusu haline gelmiştir. Ekonomik büyüme ile işsizliğin azalması arasında bir bağ kalmamıştır. Sol, bunu çözmelidir. Ekonomik büyüme ile sosyal adaleti bağdaştırmalıdır.

Yeniden yapılandırma sırasında sol (sosyal demokrasi) kendisini diğer sol ve milliyetçi partilerden nasıl ayrıştırabilir ? Bunun için sosyal adaleti gerçekleştirmelidir. Bugün farklı bir sosyal adalet ihtiyacı ile karşı karşıyayız. Burada üç farklı alan vardır: gelir dağılımında adaletsizlik, dışlanma adaletsizliği (kürt sorunu, alevilik, azınlıklar, kadınlar, gençler), katılım adaletsizliği ( özellikle kadınların ve gençlerin toplumsal hayata katılımlarındaki adaletsizlik). Tüm bunları yeni bir vatandaşlık kavramı altında çözebiliriz: çok kültürlü anayasal vatandaşlık.

2.Oturum: Ekonomi ve Sosyal Politikalar.

Prof Dr. Erol Katırcıoğlu: Ekonomi ve Sol

“Washington Uzlaşması” başarılı olamadı. Özelleştirme, serbestleştirme, sürdürülebilir kalkınma iflas etti. Süreç tersine dönmeye başladı. Hem AB hem ABD, bizden iyi bir piyasa ekonomisi olmamızı istiyor.

Bu hızla Türkiye Batı ile arasındaki gelişmişlik farkını ancak 40 yılda kapatabiliyor. Bu açığı piyasa ekonomisi ile kapatamayız ve dolayısıyla sorunlarımızı çözemeyiz.

AB’ye girmek demek, %3-4 büyümek demektir. Bu ise aradaki açığı kapatmaya yetecek bir kalkınma hızı değildir.

O halde ne yapmalı? Cevap: kalkınmayı yerelliğe dayandırmalıyız ve kalkınmaya katılımı artırmalıyız. Piyasa ekonomisi ekonomik olarak etkin olabilir ama sosyal olarak etkin değildir. Ekonomik kararlar, onları etkileyenler tarafından alınmalı ya da etkilenenler kararların alınmasına katılmalıdır.

Prof Dr. Ayşe Buğra: Sosyal Politikalar ve Sol.

Sol, sadece üretim araçlarının mülkiyeti ve merkezi planlamayla ilgili değildir. Piyasa ile de çok şey çözülebilir. Ama piyasa malı olmayacak bazı üretim unsurları vardır. Sol tavır bunları vurgulamalıdır: örneğin emek piyasası olamaz. Emek meta olamaz. Keza doğa, meta değildir. Para bir meta değildir. Onun için para bir spekülasyon aracı olmamalı, kontrol edilmelidir. Bilgi meta değildir, bilgi üretme süreci de meta değildir. Sol meta olmayan unsurların meta muamelesi görmesini engellemelidir.

Emek meta değildir: çünkü sosyal politikalar yoluyla emek meta olmaktan çıkartılmıştır. Dolayısıyla sosyal politikalar yoluyla kapitalizmin dönüştürülebileceği ileri sürülmüş ve bu tartışılmıştır.

Sol dilini kaybetmiştti. Neo-liberal dili benimsedi. Solun dili, en azından, etkisiz kaldı. Yeniden etkin olabilmek için sol, yeni bir dil öğrenmelidir. Bu yeni dili ise, ancak sosyal politikalar alanında bulabilir.

Sosyal politikaların iki görevi vardır. 1. kapitalizmin devamını sağlar. 2. kapitalizmi dönüştürür. Örneğin Marshall’ın vatandaşlık kavramını açıklayan klasik makalesi: vatandaşlık kavramı ile sosyal politikalar arasında çatışma olduğunu ileri sürer. Eğer, sağlık, eğitim vs alanlar bedava olursa; sosyal sınıf farklılıklarının yarattığı eşitsizlik giderek önemini yitirir. Böylece kapitalizm de dönüştürülmüş olur. Avrupa’da bu böyle oldu. Ama Türkiye’de sol, bu sosyal politikalara inanmadı. Emperyalizm, milliyetçilik vs kavramlar Türkiye’deki solun gündeminde yer aldı ama sosyal politikalar solun gündeminde çok az yer aldı. Sosyal politikalar çok az kesimi ilgilendirdi. Dolayısıyla düzeni değiştirme söylemi sınırlı kaldı. Tek bloklu günümüzde ise, düzeni değiştirme söylemi artık kapitalizmi tehdit etmemektedir.

Şimdi sosyal patlamalardan korkuluyor. Yoksulluk ve sosyal dışlanma ele alınmalıdır. Bu konularda neo-liberalizmde çok kuvvetli bir dil vardır: merhamet, cemaatçilik vs gibi. Neo-liberalizmin dilinde istihdam önemli bir yer tutar. Arz yönlü bir ekonomi politikasıyla bu sorunun çözülebileceği ileri sürülür. Sol bunu aşmalıdır.

Yoksulluk ve dışlanma ile ilgili en önemli sorun istihdam, değil vatandaşlık hakları ile ilgilidir. Sol bunu esas almalıdır. Çalışsın veya çalışmasın tüm yurttaşlar eğitim, sağlık vs haklardan yararlanmalıdır. Sol bu konuları vatandaşlık kavramı içine almalıdır. Tabii bu durum, istihdamı da dışlamaz. Özellikle 2.dünya savaşından sonra sol tarafından istihdam çok fazla göz önüne alınmıştır.

Sanayideki istihdam artışı ile istihdam sorunu çözülemez. Ücretleri düşürmek suretiyle sanayideki istihdamı çözemeyiz. Ancak tatmin edilmemiş mal ve hizmet üretim alanları bularak istihdamı çözebiliriz. Bu alanlarda çözümü piyasa bulamaz. Örneğin konut üretimi., sosyal hizmet açığının giderilmesi. Bu konuları özel sektör değil devlet çözebilir. Buradaki devlet harcamaları ek bir yük getirebilir ama: harcanan kaynaklar gerçek ihtiyaçları gidermek amacıyla yapıldığı için, ekonomiye geri dönecek ve başka sektörlerde ek istihdam alanlarının yaratılmasına yol açacaktır.

Sorulara Cevaplar: sol, dilinin yanı sıra toplumla bağ kurma becerisini de kaybetti. Sorunu kendimiz saptamak yerine, halkın sorun olarak gördüklerini gündeme almalıyız

Sorun çok. Örneğin tarımda bir “bırakılmışlar” sorunu var. Tarımdaki çözülme sonrasında kente göçemeyen ciddi bir “bırakılmış yaşlılar” gurubu var.

3.Oturum: Siyasal Katılım; Gençlik ve Kadın

Yrd. Doç.Dr: İpek İlkkaracan: Kadın ve Sol

Kadınların sorunu; sağ, sol ve din dışında ataerkil bir namus sistemi sorunudur. Kadınlar için arkasına sığınılan bir söylem var: “ Cumhuriyet, kadınlara her türlü hakkı devlet eliyle vermiştir.” İslamcı sağ ise Cumhuriyet kazanımlarının dışındaki – türban gibi - bazı hakları ortaya atmıştır.

Cumhuriyetin getirdiği haklar, kağıt üzerindeki haklardır. Kadın milletvekili oranı %4.8 dir. Dünyada 113.cüyüz. Son yerel seçimlerde seçilen kadın oranı %1-2 dir. 2005 itibariyle okuma yazma oranı erkek %95, kadın %80 dir. Kentlerde kadın iş gücünün çalışma yaşamına katılma oranı % 20 dir. AB kriterlerine göre bu oran 2010 da % 60 0lmalıdır.

Ümraniye’de yaptığımız bir araştırmaya göre; kadınların %49’u kocaları izin vermediği için, %32’si çocuk ve eve bakmak için işini bırakıyor.

Sol, kadın hareketi ile ilişkiye geçmelidir. Kadın hareketi ile entegre olmalıdır. Kadınlara pozitif ayrımcılık uygulamalıdır.

Yrd. Doç. Dr. Kemal Kılıç: Gençlik ve Sol.

Nüfusun %50 si 1980 sonrasında doğdu. Seçmenlerin %80 i 40 yaşın altında.

Nüfusun %30 u 14 yaşın altında; %50 si 14-50 yaş arasındadır. Medyan yaş 25 dir. Avrupa ülkelerinden 17 yıl daha genciz. Ama ülkemiz 30 yıl içinde yaşlanacaktır.

2005 yılından itibaren genç nüfus artışı duracak ve nüfus yaşlanmaya başlayacaktır; 2050 de ise yaşlı bir nüfusumuz olacaktır. Bugün 14-64 yaş arası nüfus 45 milyon, 15-24 yaş arası nüfus 12.176.000 dır.

Aktif iç gücünün üç de biri kadındır.

Genç nüfusun 1 milyonu işsizdir. Bu rakam genç nüfusun %22 sidir.

Eğitimli genç işsizlik oranı %30 dur. Güneydoğuda bu oran %35 dir.

7 milyon gencin 1 milyonu işsiz, 3 milyonu da gizli işsizdir.

Üniversiteli genç sayısı 2 milyondur. Üniversiteleşme oranı %35, Avrupa da ise %60-65 dir.

Ülkemizdeki ortalama eğitim süresi 11 yıldır. (erkek 12, kadın 10 yıl).

Ortalama okullaşma da dünyada 103 cüyüz.

Eğitim bütçesinin tüm bütçe giderlerine oranı 1980 de %20 iken şimdi %10 dur. GSMH ya oranı ise %4 dür. Bu oran açısından 104 ülke arasında 74.sıradayız.

Gençliğin CHP ye olan ilgisi azalıyor. Siyasal partilerde gençleri çekecek aktif-katılımcı bir örgütlenme yok.

Seçmenlerin %70’i genç ama 35 yaşın altında 2 milletvekili var. Halbuki Hollanda parlamentosunda bile 2 genç Türk kökenli milletvekili var.

4.Oturum: Kültür; Sanat ve Sol 

Tarık Akan: Sanatçılar sol olur. Çünkü sanat aydınlanmacıdır. Sağ iktidarlar en çok sosyalizme ve komünizme düşmandılar. Berlin duvarı yıkılınca da bu kesim laikliğe, Atatürk’e ve ulusal bütünlüğe saldırmaya başladı. Sanatçılar şimdi bu değerleri korumaya çalışmaktadırlar. Etrafımda hapse girmeyen sanatçı, yazar yok.

Pelin Batu: konuşmak iyidir ama esas olan değiştirmektir. Sanat eğitiminin ilkokuldan başlaması gerekir.

Meral Okay: demokrasiyi demokratikleştirebilecek bir metne- anayasa’ya – gereksinme var. Şiddet sıradanlaştı, şiddete karşı duygularımız köreldi. Yoksulluğu nasıl yeneceğiz? Bunun için yeni bir harekete gereksinme var. CHP Şemdinli’ye 30 gün sonra gitti. İnatçı olmamız lazım. Çünkü bizim ağabeylerimiz de inatçıydı. Demokratikleşmeyi geliştirmeliyiz. Her farklı kişi kendisini ifade edebilmelidir. Bu hareket kendi düzenlemesini yapmalı ve kurallarını koymalıdır. Özgürlüklerden vazgeçemeyiz. Şiddete tepki vermeme gizli refleksimiz haline geldi.

Rutkay Aziz: Bu masada DİSK ten de birisi olmalıydı.

Kapanış Konuşması:

Süleyman Çelebi: 4 ay içinde 15 kentte daha bölge toplantıları düzenleyeceğiz. Eğer halkımız bu çabamızı paylaşırsa, devam edeceğiz. Yoksulluk ve işsizlik giderek artıyor. Bir sol alternatif yaratmak istiyoruz.

Kolaylaştırıcılık rolümüzü genişleteceğiz. Gelecek haftadan itibaren Eskişehir‘den başlamak üzere bölge toplantılarımıza devam edeceğiz.

Bu süreçte, kimsenin hegemonyası olmayacak. Herkesin eşit katılım hakkı olacak.

Herkesin katkısını bekliyoruz.

>Ana Sayfa
>Sayfa Başı

  

             
 
  Sosyal Demokrat Taban Hareketi & 2006 - Türkiye