Program-
SUNUŞ Modern Türkiye'de Değişimin Gücü CHP
BİRİNCİ BÖLÜM - GİRİŞ - İDEOLOJİK ÖZÜMÜZ VE TEMEL TERCİHLERİMİZ
1.1-Türkiye Cumhuriyeti ve CHP Tarihi Ortaktır
1.2- Devrimlerin, Değişimin, Demokrasinin Öncüsü CHP
1.3-Tarih İçinde Değişim
1.4-Cumhuriyet Halk Partisi'nin 1976 Programı
II- YENİ KOŞULLAR, YENİLEŞEN CHP
III- TOPLUMA HEDEF GÖSTERİYORUZ
İKİNCİ BÖLÜM - TEMEL POLİTİKALAR “DEĞİŞİMİN GÜCÜ”
1.1-ÖZGÜR BİREY
1.2- ÇOĞULCU TOPLUM
1.3-DEMOKRATİK DEVLET
1.4- EŞİTSİZLİKLERİN GİDERİLMESİ
1.5- DAYANIŞMA-ÖRGÜTSEL SİVİL TOPLUM
1.6- YÖNETİMİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI
1.7-DÜRÜST YÖNETİM AÇIK TOPLUM
II.EKONOMİK POLİTİKALAR - 2.1.DİNAMİK, ETKİN AÇIK EKONOMİ
2.2.SANAYİLEŞME POLİTİKALARI
2.3.İSTİKRAR İÇİNDE BÜYÜYEN EKONOMİ
2.4.ÜRETİCİSİ, ESNAFI, TÜKETİCİSİYLE GELİŞEN EKONOMİ
2.5.SAĞLIKLI, DENGELİ BÜYÜYEN EKONOMİ
2.6. REKABET İÇİNDE DIŞA AÇILAN EKONOMİ
III- SOSYAL POLİTİKALAR
3.1. EĞİTİM
3.2-SAĞLIK
3.3- SOSYAL GÜVENLİK
3.4- ÇALIŞMA YAŞAMI
3.5- KÜLTÜR, YAZIN, SANAT
3.6-YERLEŞME DÜZENİ
3.7-ÇEVRE POLİTİKALARI
3.8-GENÇLİĞE YENİ BİR DÜNYA
3.9- HERKESE SPOR VE DİNLENCE OLANAĞI
3.10- YURTDIŞINDA YAŞAYAN YURTTAŞLAR
IV- ULUSAL GÜVENLİK VE DIŞ İLİŞKİLER
YENİ HEDEFLER YENİ TÜRKİYE
CHP “değişimin gücü”
Sunuş
CHP'nin son programının hazırlandığı tarihten günümüze 17 yıl
geçti. Bu dönem içinde yaşanan olaylar, dünyada ve ülkemizde
yeni bir siyasal çerçevenin oluşmasına yol açmıştır.
Bloklaşmanın çözülmesi, yeni bütünleşme arayışlarının henüz kararlılık
kazanamaması, olumlu olumsuz her türlü değişime ve gelişmeye
açık akışkan bir uluslararası ortam yaratmıştır. 80'li yılların
köktenci-sağ kavramların etkisi altında biçimlenen politikaları,
bugün yaygın işsizlik, artan sosyal sorunlar, yolsuzluklar karşısında
artık tıkanmıştır.
Ülkemiz ise bu dönemde uzun ve ağır bir demokrasi kesintisini
yaşamak zorunda kaldı. Anayasa, TBMM, siyasal partiler, sendikalar
ortadan kaldırıldı. Toplumu siyaset dışında ve denetim altında
tutmayı amaçlayan yeni hukuksal ve kurumsal düzenlemeler getirildi.
Ekonominin dışa açılması ve rasyonelleştirmesi adına, sosyal
düşünceler ve sanayileşme politikaları bir yana itildi.
Bugün Türkiye mali dengeleri kaybetmiş, sanayileşmesi duraklamış,
gelir dağılımı çarpıklaşmış, bölgeler arası dengesizliği uçuruma
dönüşmüş, işsizlik, yolsuzluk, terör kuşatması altında bir ülke
görünümündedir.
Bu tablo, emeği, üretimi, sosyal adaleti, dayanışmayı, insan
haklarını, demokrasiyi, laikliği, bireyi, girişimi, bilgiyi ve
kültürü temel alan bir siyasal programın, yeni bir siyaset anlayışının,
yeni politikaların geliştirilmesini zorunlu kılıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeni programı bu bekleyişi karşılama
amacına dönük bir girişimdir. Demokratik Solun - Sosyal Demokrasinin
evrensel değerlerini Türkiye gerçekleriyle bütünleyen, demokrasi
ile kalkınmayı, büyüme ile paylaşmayı, özgürlük ile eşitliği,
emek ile girişimi, dinsel inanç ile laikliği, birey ile toplumu
uzlaştıran bir bakış açısı programın çıkış noktası olmuştur.
Cumhuriyet Halk Partisi bu programı, ulusal bağımsızlık savaşımıza,
Atatürk devrimlerine ve demokrasiye geçişe öncülük yapan ana
düşüncelerin temelleri üzerinde oluşturmuştur. Cumhuriyet Halk
Partisi'nin bu programı Türkiye'nin tarihsel sürekliliği ile
değişim özlemini, gelenek ile yenileşme arayışını, geçmiş ile
geleceği bütünleştirip yansıtmaktadır.
Bütün bu yönleri ile bu bir demokratikleşme programıdır, toplumsal
barış programıdır, ulusal bütünlük programıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin çağı aşma mücadelesine sürekli
öncülük yapmış olmanın onuru ve sorumluluk duygusu ile bu programı
halkımızın değerlendirmesine sunmaktadır.
Deniz BAYKAL
CHP Genel Başkanı
BİRİNCİ BÖLÜM - GİRİŞ - İDEOLOJİK ÖZÜMÜZ VE TEMEL TERCİHLERİMİZ
BİRİNCİ BÖLÜM
İDEOLOJİK ÖZÜMÜZ VE TEMEL TERCİHLERİMİZ
I- GİRİŞ
Cumhuriyet Halk Partisi, kökleri tarihimizde ve milli mücadelemizde
olan, Atatürk'ün öncülüğünde Cumhuriyeti gerçekleştiren, çağdaş
Türkiye'nin temellerini kuran, demokrasi sürecini başlatan, 1960'larda
demokratik sol bir içerik ve sosyal demokrat özellikler kazanan
bir büyük yenileştirme hareketinin temsilcisidir.
CHP, Türkiye gerçeklerinde biçimlenmiş, evrensel geçerliği olan
işlevlerin ve iddiaların taşıyıcısıdır.
CHP, belirli bir tarih kesitinde emperyalizme, kurulu düzene,
eşitsizliğe, gericiliğe, imtiyazlara başkaldırının ifadesidir.
CHP, bu zaman kesitinin gerçeklerinde Türkiye'yi yenileştirmek
ve çağı aşmak programının ve iddiasının sahibidir. Bu özellikleriyle
CHP, hem bağımsızlık yolunda, hem de yenileşmek yönünde mazlum
milletlere tarihsel bir örnek yaratmıştır. CHP, doğuşundaki bu
nitelikleri bugün de sürdürmektedir.
CHP, çağdaş, evrensel ilkeleri ve devrimleri ile, bağımsızlığı,
kalkınmayı ve çağı amaçlayan genç Türkiye Cumhuriyeti'nin öncüsü
olmuştur. CHP, sosyal adalet ve refah arayışındaki günümüz Türkiye'sinin
umududur.
Tarihte Varız, Gelecekte de Var Olacağız
Türkiye'nin onurlu geçmişinde Cumhuriyet Halk Partisi vardır.
Türkiye'nin onurlu geleceğinde de Cumhuriyet Halk Partisi olacaktır.
Solun evrensel değer yargılarından, doğrularından ve geleneğinden;
Türkiye'nin tarihsel yenileşme özlemlerinden; milli mücadele
geçmişimizden; CHP'nin onurlu deneyiminden, tarihe iz bırakmış,
geleceğe yol döşemiş ilkelerinden; cumhuriyet ve demokrasi dönüşümlerinden;
halkın özgürlükçü ve eşitlikçi taleplerinden; sol ve demokrat
birikimlerden; inanç dünyamızdaki adalet ve dayanışma anlayışlarından
hareketle, sosyal demokrasinin temel ilkelerini teorisini ve
pratiğini Türkiye'nin gerçekleriyle bütünleştirerek, Türkiye
insanının özlemlerini ve ihtiyaçlarını bu doğrultuda yanıtlayarak,
her şeyin en güzel olanını, en yeni ve çağdaş olanını ona sunmak
için, CHP 9 Eylül 1992'de yeniden doğdu.
"Bağımsızlık benim karakterimdir" diyebilmiş bir lideri kurduğu parti
kimliği ile, Türkiye'yi dünyada etkin ve saygın bir konuma ulaştırmak için CHP
vardır.
Anayasayı, yasakların tarifi olmaktan çıkartmak, onu bir özgürlük
belgesine dönüştürmek, demokrasiyi bütün özellikleri ve güzellikleriyle
gerçekleştirmek, demokrasinin kesintilere uğramasını önlemek,
12 Eylül ve benzerlerini sorgulamak ve tarihe terk etmek için,
CHP vardır.
Devlette, Toplumda, Siyasette Devrim Misyonu
Cumhuriyet Halk Partisi, tüm topluma refah götürmeyi amaçlarken,
özgürlük ve eşitlik ideallerinin bütünlüğünde, sosyal demokrat
anlayışların zemininde, geleceğin barışçı ve üretken Türkiye'sini
yeniden kuracaktır.
CHP; kendisiyle barışık bir Türkiye'yi akılcı, verimli, büyüyen;
emek öncelikli bir Türkiye'yi; yenileşmiş, feodalizmden arındırılmış,
kişilikli bir Türkiye'yi; yeşil bir dünyada temiz bir Türkiye'yi;
gençliği özgür, kadını ve erkeği eşit bir Türkiye'yi; hoşgörünün
varolduğu bir Türkiye'yi amaçlamaktadır.
CHP; devlette, siyasette ve toplumda devrim yapmanın işlevini,
tarihteki yerinin ona tanıdığı kutsal misyonu taşımaktadır.
Geçmişimizdeki kazanımlara, güzelliklere, gerçekleştirdiğimiz
başarılara ve bize öncülük yapmış insanlarımızın tümüne onurla
sahip çıkarken, geleceğe dönük yeni bir ivmeyi yakalamak için,
9 Eylül’de yeniden doğduk.
Toplum ve birey hızla gelişirken, yönetenler toplumun ve bireyin
hızına yetişemiyor, özlemini ve gereksinimlerini karşılayamıyor.
CHP, bu çelişkiyi halkla beraber çözmenin iddiasıdır.
Sosyal Demokrasinin Çağı Başlıyor
Yirminci yüzyılın son kesiti, sosyal demokratların tarih önündeki
haklılığını ve ideolojik üstünlüğünü kanıtladı.
Sosyal demokrasi, eşitlik ve özgürlük ideallerinin bütünlüğü
ve bölünmezliğidir; bu ideallerin birlikte takibidir. Dünyada
gelişen ve benimsenen, doğruluğu ve haklılığı sağa karşı ve solun
içinde kanıtlanan, inancımızdır. 21. yüzyılın eşiğindeki dünyada,
bu ideoloji artık Batı Avrupa ile sınırlı değildir. Şimdi çok
daha geniş bir coğrafya kesitinde sosyal demokrasinin etkinliği
gelişiyor.
Sosyal demokrasi son tahlilde, imtiyazları, fırsatları, kültür
ve eğitimi, zenginlikleri ve mutluluğu en geniş kitlelere yaymanın
ve ulaştırmanın iddiasıdır; sürekli bir adalet arayışıdır.
Sosyal demokrasinin ve sol bir parti olarak CHP'nin tercihi,
toplumun tümüne esenlik getirmeyi amaçlarken, öncelikle büyük
kitlelerin, geniş tanımıyla emek kesimlerinin yararını savunmaktır.
Öncelikle onların temsilcisi olabilmektir.
Bu yaklaşım, elbette, toplumdaki başka ayrışım ölçüleri çevresinde
daha geniş beraberlikler kurmaya engel değildir. Yenileşme ve
çağdaşlaşma özlemi yüksek kesimler, çevre koruması, kadın hakları
gibi duyarlılıkları en önde tutanlarda CHP'yi daima yanlarında
bulacaktır.
Sosyal demokrasi, emek ile sermaye arasında taraflardan birini
karşısına alarak ona haksızlık yapan, adaletsiz davranan bir
karşıtlığın ifadesi değildir; kendi işlevini toplumun sadece
bir kesitini gözetmekle sınırlı tutan bir siyaset de değildir.
Ama sosyal demokrasi ve CHP, temel tercih olarak, açık ve net
olarak, emeğin tarafıdır.
Yenileşmenin ve Sağlıklı Değişimin Geleneği
Cumhuriyet Halk Partisi'nin amacı, barışçı, kendi içinde ve demokrasi
üzerinde uzlaşabilmiş, adaletli bir toplum oluşturmaktır.
CHP'nin hedefi, hızla gelişen, dünyaya açılan, verimlilik ve
akılcılık doğrultusunda büyüyen ekonomisiyle, toplumun refahını
arttırmak; bireyin gelişmesini engellerinden kurtarmaktır.
CHP, yenileşmenin ve sağlıklı değişimin geleneğidir; CHP'nin
yenilik kavramı, CHP'nin sol ve demokratik özellikleri, ilkeleri
doğrultusunda kendini yenilemesidir; büyük ideallerine ulaşmak
için en yeni, çağdaş, etkin yöntemleri akılcılığın, verimliliğin
ölçülerini kullanabilmesidir.
CHP'deki yenileşmenin amacı, Türkiye'yi yenileştirmektir. "Eşitlik,
özgürlük, çağı paylaşmak, demokrasinin sürekli gelişimi, ülkenin
ve toplumun bütünlüğü, ekonomik büyüme, dürüst kamu yönetimi,
katılım, kişilikli dış politika, laik devlet, çoğulculuk" gibi
temel tercihler çerçevesinde Türkiye'yi yenileştirmektir.
CHP olarak, bizim topluma ve Türkiye'nin tüm çağdaş ve sol birikimlerine,
demokrat birikimlerine önerdiğimiz hedef ve yöntem budur.
1.1-Türkiye Cumhuriyeti ve CHP Tarihi Ortaktır
CHP, bağımsızlık mücadelesini yürüten Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i
Hukuk Cemiyeti'nin devamı olarak, Atatürk tarafından 9 Eylül
1923'de kuruldu.
CHP, kökleri toplumumuzun tarihinde ve ulusal kurtuluş savaşımızda
olan partidir. CHP, Türkiye Cumhuriyeti ile içiçe gelişti, birlikte
olgunlaştı ve toplumumuzun temel değerlerini paylaşıp geliştirerek
büyüdü.
CHP, her dönemde günün koşullarının gerektirdiği yeni fikirleri
benimseyerek toplumumuzda değişimin gücü oldu. Her zaman yenileşmenin
ve büyük dönüşümlerin öncülüğünü üstlendi.
CHP, kurucusu ve ilk genel başkanı Atatürk'ün önderliğinde saltanatı
kaldırdı. Cumhuriyeti kurdu, hilafete son verdi, ulusal birliği
sağladı. CHP'nin gerçekleştirdiği reformlarla çağdaş Türkiye
Cumhuriyeti biçimlendi, kökleşti, gelişti.
Bu özellikleriyle Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihi, ulusal
kurtuluş mücadelesi ve Türkiye Cumhuriyeti tarihiyle özdeştir
1.2- DEVRİMLERİN, DEĞİŞİMİN DEMOKRASİNİN ÖNCÜSÜ CHP
Cumhuriyet Halk Partisi, devrimleri, reformcu atılımları, evrensel
değerleri ile, bağımsızlığı, demokrasiyi ve kalkınmayı amaçlayan;
ümmet anlayışından ulus bilincine ulaşmayı, çağdaş toplum yapısını
oluşturmayı ve eşitsizlikleri aşmayı hedef alan genç Türkiye
Cumhuriyeti’nin öncüsüdür.
CHP, Atatürk’ün önderliğinde ulusal sanayinin ve ekonominin geliştirilmesine
öncülük etti. Laik topluma yönelik devrimlerle, eğitim reformuyla,
köy enstitüleriyle çağın kapılarını araladı.
II. Dünya Savaşı demokrasilerin zaferiyle sonuçlarıyla esmeye
başlayan özgürlük rüzgarları, birçok ülke gibi Türkiye’yi de
etkiledi. CHP tek parti konumunun tüm olanaklarına ve gücüne
karşın, özveriyle ve cesaretle davranarak çok partili rejime
geçişi sağladı.
Türkiye’nin yeni rejimine alışmaya çalıştığı ve giderek yoğunlaşan
bunalımların oluştuğu 1950’lerde, CHP, demokrasinin kurumsallaşması
için unutulmaz bir mücadele verdi; temel hak ve özgülüklerin
gelişmesine öncülük etti.
1960’larda ve 1970’lerde, CHP, grev ve serbest toplu pazarlık
haklarını yaşama geçirdi; sosyal adalete dayalı refah toplumunu
gerçekleştirmek amacıyla düzeni değiştirmenin mücadelesini başlattı.
CHP, çağdaş Türkiye’nin temellerini kurdu. Demokrasi sürecini
harekete geçirdi. 1960 sonrasında, kendi tarihsel “yenileştirme
işlevini” eşitliğin ve özgürlüğün doğrultusunda geliştirerek,
“sürekli içindeki değişimin” partisi oldu.
CHP, Atatürk devrimlerini ve Cumhuriyeti, yozlaştırıcı ve saptırıcı
her türlü gerici ve suçlayıcı etki ve saldırılardan korumak,
kollamak ve yaşatmak kararlılığından hiçbir zaman özdün vermedi,
vermeyecektir.
1.3-TARİH İÇİNDE DEĞİŞİM
Cumhuriyet tarihi ile özdeş oluşum süreci içinde, Cumhuriyet
Halk Partisi'nin temel ideolojik yaklaşımları da gelişti. 1923'te
hazırlanan parti tüzüğünde, halk egemenliği, çağdaşlık ve hukuk
devleti anlayışlarını içeren "Dokuz Umde" yer aldı.
1927'deki İkinci Kurultay'da "Cumhuriyetçilik", "Halkçılık", "Milliyetçilik", "Laiklik" CHP'nin
dört temel ilkesi olarak benimsendi. 1935'deki Üçüncü Kurultay'da,
bunlara "Devletçilik" ve "İnkılapçılık" eklenerek,
ilkelerin sayısı altıya çıkarıldı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin
bu ilkeleri, zaman içinde kazandıkları yeni yorumlarla ve gelişmeleriyle,
CHP oluşumunun tarihsel değerlerini ve zenginliğini meydana getirdi.
a) Cumhuriyetçilik
CHP, "Cumhuriyetçidir"; Atatürk'ün kuruluşuna öncülük
ettiği Türkiye Cumhuriyeti'ni yaşatmak, geliştirmek, güçlendirmek
misyonunun sahibidir. Cumhuriyetçilik, demokrasinin tarihsel
önkoşulu, hazırlayıcısı olmuştur.
CHP, bir ilke ve ideal beraberliği üzerinde Cumhuriyetimizi kurmuştur.
Cumhuriyetin temelindeki anlayış, bu beraberliği oluşturan tüm
insanların eşitliği ve bütünlüğü anlayışıdır.
CHP, ulusun egemenliğini, bağımsızlığını ve cumhuriyetçiliğin
temel kuralı olarak benimser ve savunur.
Cumhuriyet, tarihimizdeki en köklü dönüşümdür. Egemenliğin kaynağını
ulusta bulan anlayıştır; "saltanat" kavramının yıkılması "milli
iradenin" geliştirilmesidir; "tebaa"nın yerini "yurttaşın" almasıdır.
Cumhuriyet, "yurttaşlık" kavramının temel öğe ve temel
tanım olarak esas alınmasıdır; kültürel, dinsel tanımların sivil
topluma bırakılarak, resmi ölçü olmaktan çıkarılmasıdır.
CHP'nin "Cumhuriyetçilik" ilkesi, demokrasi bağlamındaki
bir büyük uzlaşmayı da içermektedir. Türkiye kendi kendisiyle
kavgalı olmaktan yorulmuştur. Barışa ihtiyacı vardır. Farklı
yarar grupları, farklı kültürel, toplumsal duyarlılık kümeleri
arasında yeni anlayış ve hoşgörü kanallarının açılması, insanların
kendi farklılıkları içinde bütünleşmesi, CHP'nin inancıdır, iddiasıdır.
b) Milliyetçilik
CHP, Türkiye Cumhuriyetini oluşturan tüm yurttaşların birliğini,
bağımsızlığını, egemenliğini, güvenliğini, esenliğini ve dünyadaki
saygınlığını, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü, siyasal ve ekonomik
haklarını korumakla görevlidir; bu görevi tarihi boyunca onurla
taşımış olmaktan kıvançlıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde gereksinim duyulan
bir "uluslaşma sürecinin" işlevi olarak milliyetçilik
ilkesi benimsenmiştir. CHP'nin uluslaşma anlayışı, geçmişten
devralınan feodal kümelenmelerin, ırk, bölge, inanç ayrışmasına
dayalı yapılanmaların tarihe bırakılmasıdır; ülkede kader ortaklığının
oluşumudur; çağdaş topluma geçişin çok önemli bir aşamasıdır.
Milliyetçilik "ırka" indirgenemez; Türkiye bütününü
oluşturan çok sayıdaki etnik özellik karşısında devletin yanlılığı,
öncelik tercihi söz konusu olamaz. Devlet, herkesi eşit şekilde
temsil ve ifade eder. CHP, milliyetçiliği, bölgecilik anlayışlarının,
kavimcilik benzeri küçük bağlılıkların, kan-köken bağımlılıkların
ulusal düzeyde aşılmasıdır. Ayrışma değil, bir bütünleşme hareketidir.
Bu bağlamda, "milliyetçilik", farklı etnik yapılanmalar
arasında bir ayrım ölçüsü değildir. Tüm ayrışmaları kapsayan,
onların Türkiye'nin ulusal bütünlüğü çerçevesinde demokratik
farklılaşma özgürlüğünü tanıyan, farklılık içinde bütünleşmeyi
öngören, bütünlük idealini tanımlayan kapsayıcı bir anlayıştır.
CHP'nin milliyetçilik anlayışı, hangi kökenden gelirse gelsin,
hangi dili konuşursa konuşsun ve hangi inancı paylaşırsa paylaşsın,
kimsenin "azınlık" konumuna indirgenemeyeceğidir; herkesin
ülkenin asli sahibi olduğudur.
CHP, başka ülkelerde yaşayan yurttaşlar ve Türk topluluklarına
eşit davranılmasını, ana dillerini ve kültürlerini yaşatıp geliştirme
olanağı sağlanmasını özenle gözetir.
c) Halkçılık
CHP'nin "Halkçılığı" öncelikle kitlelerin emeğiyle
ve alın teriyle üreten, değer yaratanların önde tutulmasıdır.
Siyasal meşruiyetin temelini halkla bulabilmektir.
CHP'nin halkçılığı, ahlâki ve siyasi bir öncelik tercihidir.
CHP, ekonomik ve siyasal imtiyaz odaklarının dışındakileri öncelikle
temsil eden, imtiyazların kaldırılmasını amaçlayan partidir.
CHP'nin amacı, sade ve sıradan yurttaşa öncelikle hizmet götürmektir;
ona fırsat yaratmak, önüne ufuk açmaktır. CHP siyasetinin özü
budur.
Bu özellikleriyle, "Halkçılık", CHP'nin tarih sürecinde
geliştirdiği sol kimliğin de kaynakları arasındadır.
CHP'nin temel bir inancı, temel bir yaklaşımı olan halkçılık,
gereğinde bireyselliği aşarak bütünselliğe erişmektir; memleket
içi özveride bulunmaktır; yurtseverliği özümsemektir.
CHP'nin halkçılık anlayışı, halkı muhtaç kabul edip, ona bağışlar
lütfetmeyi esas alan bir popülizmin ifadesi değildir. Halkın
kısa vadede duymak istediğini söylemek değildir. Halkçılığın
gereği, sorumluluktur; sosyal demokrat değerleri, akılcılıkla,
üretkenlikle bütünleştirmektir.
CHP, halkçılık ilkesinin ışığında, kimsenin kimseyi ezemeyeceği,
sömüremeyeceği, herkesin yaşamı boyunca geçimi ve sağlığı bakımından
güvenlik içinde olacağı, çalışma ve eğitim fırsatlarından eşitlikle
yararlanabileceği insanca ve hakça bir düzen kurmayı amaçlar.
d) Devletçilik
Devlet, özel yararlarla toplumsal yararlar arasındaki dengenin
sağlıklı oluşması için getirilmiş bir güvencedir. Bu güvence,
özellikle piyasa mekanizmalarının özel çıkarlar için çarpıtılmasını
önlemek, tekellerin oluşmasını, üretici ve tüketici haklarının
çiğnenmesini engellemek açısından gereklidir ve etkilidir.
Toplumun büyük tercihlerinin belirlenmesinde, uzun vadeli ekonomik
stratejilerin oluşmasında devletin öncelikli görevi vardır. Aynı
şekilde, ekonomisi geri kalmış yörelerin geliştirilmesi ve bölgesel
farklılaşmaların giderilmesi öncelikle devletin sorumluluğudur.
Ulusal bağımsızlığın ve egemenliğin sağlam siyasal ve ekonomik
temellere dayanması; kişinin özgürlüğü, güvenliği ve yaşam koşullarının
iyiliği; yurttaş eşitliğinin korunması; toplumun esenliği ve
uyumu; gelişmenin sürekliliği, hızı ve hakçılığı; tüm üretim
araçlarının ve mülkiyetin toplum yararına ve emeğin üstünlüğü
ve gelişmenin bütünlüğü kurallarına uygun biçimde değerlendirilmesi,
devletin gözetmesi gereken temel ölçülerdir.
CHP, devletin işleyişinde katılımcılığı öngörür; yönetenle yönetilen
karşıtlığının giderilmesini amaçlar. CHP, merkeziyetçiliği ve
israfı azaltacak, etkinliği ve verimliliği arttıracak şekilde,
devletin "yerinden yönetim" anlayışına dönük olarak
yeniden yapılanmasını savunur.
CHP'nin devlet anlayışında, “yurttaş devlet için değil, devlet
yurttaş için vardır.” Bu özellikleriyle, devlet, toplum ve yurttaş
yararına etkin önlem alabilmenin yetkisine ve olanağına sahip
olmalıdır.
CHP, üyesi olduğu belirli bir alanda toplumun yararı doğrultusunda
Sosyalist Enternasyonal’in ilkeleri doğrultusunda, belirli bir
alanda toplumun yararı varsa, sosyalleştirmeyi veya özelleştirmeyi
öngörebilir.
e) Laiklik
Bütün inançlar, devlet önünde eşittir. CHP, devleti dinsel inançlara
karıştırmaz; dinsel inançların da devlet işlerine karışmasına
kesinlikle izin vermez. İnanç ve ibadet özgürlüğünü, kişinin
kutsal ve dokunulmaz hakkı sayar. Dinin baskı unsuru olmasını
da, din duygusunun ve dinsel inançların baskı altına alınmasına
da karşıdır. Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı
tutulmasıdır.
Laiklik, Cumhuriyetin ve demokrasinin, ulusal bütünlüğün ve iç
barışın temel taşıdır. Laiklik, toplumdaki farklı inançların
barış içinde birlikte yaşama yöntemidir. Laiklik, inananların,
farklı inananların, farklı düşünenlerin kendi tercihlerinin ortak
güvencesidir.
Laikliğin temel özelliği, toplumun bütünlüğüne katkı yapmasıdır;
barışı ve karşılıklı anlayışı, hoşgörüyü kurumsallaştırmasıdır.
Laik devlet, din–inanç-düşünce özgürlüklerinde farklılaşanlar
arasında bir taraf değildir; ortak güvencenin düzenleyicisidir.
Çağdaşlığın, bilimselliğin ve demokrasinin temel taşı laikliktir.
Laiklik korunmadan demokrasi yaşatılamaz. Eğitim laikleşmeden,
yeniliğe ve değişime açık çağdaş bir toplum ve devlet yapısı
oluşturulamaz. CHP, dinin istismarını başta eğitim olmak üzere
her alanda önlemekte kararlıdır. Laikliğin uzun vadedeki gereği,
inanç dünyasının sivil topluma devredilmesidir.
Laikliğe karşı uluslararası bir stratejinin Türkiye'ye yönelik
saldırıları karşısında, laiklik, CHP'nin özel bir duyarlıkla
savunduğu ilkedir. İnanç dünyasını, eğitimi ve siyaseti bu tür
saldırılardan korumak CHP'nin öncelikli görevidir. Laiklik, Türkiye'de
laikliğin kurucusu olan CHP'nin öncelikli sorumluluğudur.
f) Devrimcilik
CHP, dönemler boyunca gelişen ve olgunlaşan bir yenileşmedir;
süreklilik içinde değişimdir; sonsuz bir adalet arayışıdır. Cumhuriyetin
ilk yıllarındaki tanımıyla, CHP'nin devrimciliği, "...ulusumuzu
son yıllarda geri bırakmış kurumların yıkılarak, yerlerine, ulusumuzun,
çağdaş uygarlık doğrultusunda ilerlemesini sağlayacak kurumların
getirilmesidir".
CHP'nin devrimcilik anlayışı, çağdaş düşüncelere açılarak yenilikleri
kavrayıp benimsemektir. Toplumun, kuralları ve kendini sorgulayarak,
daha iyiye, daha doğruya ve daha güzele ulaşmanın yollarını açmasıdır.
Yenileşmenin ve değişimin araçlarını oluşturması, yöntemlerini
düzenlemesidir. CHP, halkla birlikte, halktan güç ve yetki alarak,
demokratik hukuk devleti kurallarına ve barışçı yöntemlere bağlı
kalarak devrimciliği sürdürür.
CHP, toplumsal ve ekonomik düzen ile devlet yapısında çağın,
gelişmenin, insanca ve hakça yaşamanın gereği olan değişimlerin
öncüsüdür. CHP, halkın ekonomik ve siyasal gücünü arttırıcı,
yönetim yetkisini ve sorumluluğunu geliştirici kurumsal düzenlemelerin
tarih boyutundaki sahibidir.
CHP, tarihsel temelleri üzerinde ve sosyal demokrat kimliği doğrultusunda,
sürekli bir yenileşmenin takipçisidir. CHP geleneğinin özelliği
budur. "Süreklilik içinde değişim" ve "kendi özünün
doğrultusundaki yenileşme", CHP'nin gücü, ayrıcalığı, üstünlüğü
olmuştur. Bundan sonra da olmaya devam edecektir.
Demokratikleşmenin evrensel sürecinde ve belirli özelliklerin,
coğrafyaların, çıkarların kesiştiği bölgemizin kendine özgü tarihsel
oluşumunda, CHP, özgürlük ve eşitlik sentezinin yolunu açan,
çağdaş ve evrensel ilkelerin, devrimlerin sahibi ve izleyicisidir.
1.4- CUMHURİYET HALK PARTİSİ'NİN 1976 PROGRAMI
Değişimin ve yenileşmenin öncüsü CHP, 1950'de gerçekleştirdiği "demokrasi
devrimi"nden sonra, baş gösteren yozlaştırıcı gelişmelere
karşı demokrasiyi savunmak, kurumsallaştırmak, geliştirmek ve
ona sosyal bir içerik kazandırmak işlevini üstlendi.
CHP'nin bu dönemindeki demokrasi anlayışı ve mücadelesi, 1959'da "XI.
Kurultay"ın kabul ettiği "İlk hedefler Beyannamesi" ile
somut önerilere dönüştü.
"İlk Hedefler Beyannamesi" ile ortaya konulan demokrasi önerileri kısa
sürede toplum tarafından benimsendi; 1961 Anayasası büyük ölçüde bu önerilere dayandırıldı.
1961 Anayasası ile, Türkiye, demokrasiye daha elverişli bir ortama kavuşarak, daha
özgürlükçü bir geleceğe yönelme olanağına kavuştu.
CHP, 1960'ların hareketli düşünce ortamında köklü bir sorgulama
ve arayış sürecini başlatmıştı. Partinin geleneksel tezleri tartışılıyor,
solun evrensel doğrularıyla, Türkiye gerçeklerinin birleşmesine
çalışılıyordu. 1965 seçimine girerken, parti "Ortanın Solunda" yer
aldığını belirtmekteydi. Seçim sonrasında yaygın bir ideolojik
ve siyasal tartışma ortamı oluştu. Sola açılan CHP, yeni bir
söylem geliştirmekteydi. Gösterdiği yeni hedefler ve kullandığı
yeni sloganlar toplumda güçlü değişim rüzgârları estiriyordu.
CHP kendini "halkın partisi", "düzenin değil,
değişimin partisi" olarak nitelerken, "demokratik sol" tanımını
benimsemekteydi.
Yeni Program, bir yandan CHP'nin tarihsel geleneğini ve temellerini
oluşturan "Altı Oku" bazı yeni yorumlarla geliştirmekteydi.
Öte yandan da, Sosyalist Enternasyonel'e üyelik kararı doğrultusunda,
sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini "Altı Kural"" olarak
benimseyerek, geleceği dönük tezlerini öncelikle aşağıdaki ilkelerden
başlatmaktaydı;
Cumhuriyet Halk Partisi, "ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK, DAYANIŞMA,
EMEĞİN ÜSTÜNLÜĞÜ, GELİŞMENİN BÜTÜNLÜĞÜ, HALKIN KENDİNİ YÖNETMESİ
kurallarına dayanır." (CHP Programı, 1976)
CHP, kendi özü ve çağın gereksinimleri doğrultusunda oluşturduğu
sosyal demokrat özelliklerini geliştirerek, Türkiye'yi 2000 yıllara
hazırlamak amacındaydı.
CHP'nin tarih ve Türkiye önünde üstlendiği bu büyük hedefe ulaşmasına,
12 Eylül 1980 darbesi engel oldu. Daha doğrusu, ancak belirli
bir süre, 9 Eylül 1992'ye kadar engel olabildi.
II- YENİ KOŞULLAR-YENİLEŞEN CHP
2.1- DEĞİŞEN DÜNYA VE TÜRKİYE
Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendini "demokratik sol bir
siyasal parti" olarak tanımlayıp köklü bir yenileşmeyi gerçekleştirdiği
23. Olağan Kurultayından bu yana on yedi yıl geçti.
Bu süre içinde tarihin hızlandığı bir dönem yaşandı. Dünya, çok
köklü ekonomik, siyasal, teknolojik değişimlere tanık oldu. Bilgi
çağına geçiş süreci başladı. Solun yüzyıllık iç kavgası, Sovyetlerle
birlikte sosyalizmin totaliter modelinin çöküşüyle noktalandı.
Sosyal demokrasi -ya da eş anlamıyla demokratik sosyalizm- geçmişten
çok daha geniş bir coğrafyada iddia sahibi oldu. Eski Doğu blokunda
ve Sovyetler Birliğinde yer alan ülkelerde bölünmeler yaşandı;
yeni bağımsız devletler oluştu. Askeri ittifakların konumu ve
anlamı değişti.
Özellikle haberleşme teknolojisinin baş döndürücü gelişimi, herkesin
birbirinden daha haberli, birbiriyle daha ilgili olduğu yeni
ve küçülen bir dünya yarattı.
CHP'nin son programının kabul edildiği 1976'dan bu yana, ülkemizde
de önemli değişiklikler yaşandı. 12 Eylül rejimi, 1980'de tüm
partileri kapatarak, Türkiye'nin siyaset kurumuna ve siyasal
geleneklerine ağır bir darbe indirdi. Demokratik hak ve özgürlükleri
çok büyük ölçüde kısıtlayan bir anayasa yapıldı. 1983 seçimleriyle
başlayan demokrasiye yeniden geçiş sürecine rağmen siyasal yaşam
normalleştirilemedi. İnsan hakları ihlalleri, kötü yönetim alışkanlıkları
devam etti. Bütün bunlara rağmen, Türkiye'nin özgürlük ve demokrasi
taleplerindeki güç, bu dönemde bile bazı olumlu gelişmeleri zorlayabildi.
Aynı dönemde, dünyaya açık bir ekonomi yönünde adımlar atıldı.
Pazar ekonomisinin bazı özellikleri benimsendi. Ancak ekonominin
örgütlü ve rekabetçi kimliğe, sağlam bir altyapıya, etkin bir
hukuk sistemine ve sosyal adalet çerçevesine kavuşmasına dönük
reformlardan uzak duruldu. Eşitsizlik, işsizlik, verimsizlik,
tekelcilik teknolojideki gerilik, yönetimde kayırmacılık ve keyfilik,
ekonominin önemli zaafları olmaya devam etti.
Bu sarsıcı oluşumların dünyada ve Türkiye'de yoğun biçimde yaşandığı,
bazı dönüşümlerin gerçekleştiği zaman diliminin büyük bölümünde,
CHP, siyaset sahnesinde yoktu. 9 Eylül 1992'de yeniden doğan
partimiz, bir bakıma, yepyeni bir dünyaya ve bazı özellikleriyle
farklı bir Türkiye'ye gözlerini açtı.
2.2- CHP: "DEĞİŞİMİN GÜCÜ"
Cumhuriyet Halk Partisi, süreklilik ve değişimin sentezidir;
süreklilik içinde değişimdir. Türkiye'nin siyasal ve toplumsal
tarihinde, CHP, değişimin gücüdür.
Günümüzün CHP'si, CHP geleneğinin sürekliliği içinde, CHP'nin
1976 programının getirdiği yeniliklerden ve ulaştığı doruklardan
hareketle temel yaklaşımlarını oluşturmaktadır; geleceği yaratmanın
sürecini bu ilkeleriyle başlamaktadır.
a) Özgürlük
Özgürlük, insan kişiliğinin, düşüncesinin ve kavrayışının, insan
yeteneklerinin ve yaratıcılığının engelsiz ve sürekli gelişebilmesi
için başta gelen koşuldur. İnsanın da, toplumun da kendini aşabilmesinin
gereğidir.
Anayasada ve yasalarda, çağdaş, çoğulcu demokrasilerin tüm özgürlükleri
yer almalıdır. Yasakları tanımlayan anayasa anlayışından, özgürlükleri
tanımlayan anlayışa geçilmelidir.
Özgürlüklerin özü olan insan haklarına her düzeyde sahip çıkmalı,
bu hakların ihlaline kesinlikle son verilmelidir.
Siyasal, düşünsel, toplumsal, dinsel ve bireysel özgürlükler
bir bütündür. Özgürlüklere bu bütünlüğü içinde sahip çıkılmalıdır.
Demokrasi, barış ve insan hakları çerçevesinde her düşünce konuşulabilmeli,
yazılabilme ve örgütlenebilmelidir. Sendikal, siyasal, dinsel
özgürlükler ve onlara güç veren örgütlenme özgürlüğü, çağdaş
demokrasilerin doğal ölçüleri içinde varolabilmelidir.
İnsanların "farklılaşma" özgürlüğü, "alışılmışın
dışına çıkmak, genel kabullerden ayrışmak" özgürlüğü, temel
bir haktır. Bu hakkın demokrasi ve saygı kurallarında kullanımı
koşuluyla, kullananların sayısı ve ayrışma nedeni ne olursa olsun,
bu temel özgürlük sakınılmalı ve korunmalıdır.
Çağımızda, habere, kültüre, bilgiye ulaşabilir olmak, temel özgürlüklerin
kategorisine girmiştir. Toplum, haberin, kültürün ve bilginin
organizasyonunda, her yurttaşın en azından kitle iletişim araçlarıyla
bu kaynaklardan yararlanmasını güvence altına almakla yükümlüdür.
Bireyin özgürlüğü ve dokunulmazlığı, yeri ve önemi, yeniden düşünülmelidir.
Bireysel dinamiğin topluma katkılarının önü, girişim ve yarışma
özgürlüğünün adaletli koşulları hazırlanarak açılmalıdır. Türkiye
toplumsallıkla bireyselliği uzlaştırmanın, bireyi engelleyen
değil, ona yollar açan, yaratıcılığını ortaya çıkaran politikaların
uygulayıcısı olmalıdır.
Birey, devlet vesayetinden çıkarılmalıdır; devletin bu vasiliği
vatandaşın demokratik haklarını ve insan haklarını sınırlamak
için bir geleneğe dönüştürdüğü ülkemizde, bireyi özgürleştirmenin
başlıca bir koşulu, onu vesayettin kurtarmaktır.
b) Eşitlik
Türkiye, 21. yüzyıla daha adaletli ve daha eşitlikçi bir ülke
olarak başlamalıdır. Gelirlerin oluşumunda ve paylaşımındaki
adalet, CHP'nin öncelikli hedefidir. Bu anlayış, bir "standartlaşma",
bir "tek düzelik" özleminin ifadesi değildir. Süreç
içinde insanlar çalışkanlıklarıyla ve yetenekleriyle birbirlerinden
farklılaşacaktır. Önemli olan, herkesin mümkün olabildiğince
eşit koşullarda bu sürece başlayabilmesidir. Önemli olan, kimseye
haksızlık yapılmamasıdır.
Amaçladığımız adil Türkiye'nin çıkış noktasında, "fırsat
eşitçiliğinin" kurumsallaşmasını görmekteyiz. Fırsat eşitliğinin
koşulları devlet tarafından düzenlenmelidir. Öncelikle eğitim
alanında eşitlik gözetilmelidir. Eşitlik zemininden yola çıkmış
insanlardan kendini daha ileri noktalara götürmenin çabasını
gösterenler, devlet tarafından özendirilmelidir.
Yeni Türkiye, kadın-erkek eşitliğinin birçok toplum kesitinde
eksik kalmış boyutuna eğilmek durumundadır.
Kadının haklarına, hukuk ve ekonominin yanı sıra, hayatın paylaşılmasında,
anlayışlarda, aile içindeki eşitlik düzeyinde sahip çıkmalıdır.
Kadınların ekonomiye, yönetime, siyasete katılmalarının önündeki
tüm engeller kaldırılmalıdır.
Sosyal sınıfların ve bölgelerin arasındaki eşitsizlikleri azaltmak,
devletin öncelikli hedefidir.
c) Dayanışma
Türkiye, birbirine sevgisi artan, şefkat duyguları gelişen bir
toplum düzeni kurmalıdır. Bu amaçla sosyal güvenlik yaygınlaştırılırken,
dayanışmanın gelişmesi için tüm özendirme yöntemlerinden yararlanılarak
duygular ve anlayışlar seferber edilmelidir.
Devlet, insanlarının kaderine kayıtsız kalamaz. Sosyal demokrasinin
toplum ve insan anlayışında, sorumluluk ortaktır; hepimiz birbirimizden
sorumluyuz. Devlet bu konuda her türlü önlemi almalıdır.
Engelliler, yaşlılar ve yalnızlar, toplumun ortak duyarlılığı,
ortak kaygısı olmalıdır. Sivil toplumun gönüllü örgütleri bu
doğrultuda desteklenmelidir.
Türkiye, her yurttaşına "temel yaşam düzeyini" sağlamakla
kendini yükümlü görmelidir. Kaynak dağılımında gözetilmesi gereken
başlıca ölçü bu olmalıdır. Bütün yurttaşların asgari ihtiyaçları
karşılanmadıkça, diğer toplumsal talepler devlet desteğinde öncelik
almamalıdır.
Devlette, işyerinde, belediyelerde, üniversitelerde ve mümkün
olan her ortamda, katılım, temel bir yaklaşım olmalıdır. Kararlar,
o kararla ilgili olan çevrelere ve insanlara sistemli şekilde
danışılarak oluşturulmalıdır. Katılımın, dayanışmayı sağlayan
özelliklerden en geniş biçimde yararlanılmalıdır.
Toplumsal dayanışma, halkın yönetim sorumluluğunu üstlenmesiyle,
dengeli ve hakça gelir dağılımıyla ve vergilemeyle, yaygın sosyal
güvenlikle, kamusal hizmet kuruluşlarıyla, gönüllü sivil toplum
örgütleriyle ve engeli kişiler için de özel olanaklarla sağlanır.
d) Emeğin Üstünlüğü ve Bütünlüğü
Emek, insan kişiliğinin oluşmasında, insan yeteneklerinin gelişmesinde
ve insanın toplumla bütünleşmesinde temel etkendir. Emek, insandaki
yaratıcılığın ve güzelliğin dışa yansıması, somutlaşmasıdır.
Teknolojinin gelişimi ve yeni toplumsal ayrışma ölçülerinin oluşumu,
çağımızda emeğe yeni bir boyut getirmiştir. Çalışanlar, klasik
tanımındaki kol ve düşün işçilerinin yanı sıra, sanatçılardan,
iş yöneticilerine, serbest meslek sahiplerine, üreticilere, sanatkar
ve esnafa kadar geniş bir kesimi kapsamaktadır.
Yaratıcılığın ve üreticiliğin kaynağı olan emek bir üstün değerdir.
Cumhuriyet Halk Partisi için en yüce değer emektir. CHP, toplumun
tümüne refah getirmeyi amaçlayan partidir; toplumun bir kesitini
gözetip, diğerini dışlayan bir anlayışın temsilcisi değildir.
Ama, Cumhuriyet Halk Partisi, öncelikle emeğin tarafı, emeğin
kitle partisidir.
Türkiye'de emeğin büyük kesiti, en fazla sömürülen, demokratik
hakları kendinden esirgenen toplum kesimidir.
Emek, el ve düşün emeği ayrımı gözetilmeksizin, niteliğine ve
üretkenliğine göre, toplum ve insanlık için yararlılığına göre,
güçlülüğüne veya tehlikelerine göre, maddi ve manevi karşılığını
almalıdır.
Emeğin bu ölçütlere göre bulacağı karşılık toplumda denge ve
eşitlik sağlanmasına katkı getirmelidir.
İnsanlarına iş sağlayan ekonomik ve sosyal dönüşümleri gerçekleştirmek,
devletin öncelikli görevi olmalıdır. Emeğiyle geçinenlerden çoğunun
çocukları yüksek eğitimden fiilen yasaklanmıştır. Öncelikle işçilerin,
köylülerin, küçük esnafın ve dar gelirli kesimlerin çocuklarının
eğitiminde karşılaştıkları maddi imkânsızlıkları ortadan kaldırmak,
toplumun ortak duyarlılığı olmalıdır.
e) Gelişmenin Bütünlüğü ve Etkinliği
Ekonomik, toplumsal ve siyasal yönleriyle gelişme bir bütündür.
Ekonomik büyümenin ve üretim artışının amacı, toplumu her yönüyle
ve tümüyle geliştirmek, bütün toplumun refahını, özgürlüğünü
ve mutluluğunu arttırmak ve insanı özgürleştirmektir.
Gelişmenin bütünlüğü ve etkinliği, ekonomik gelişme sürecinin
her aşamasında gözetilmelidir.
Daha fazla üreten, büyüyen, iş yaratan, dünya rekabetinde yeri
olan, ürünlerini ve oluşan değerlerini daha eşitlikli paylaştıran,
akılcı, verimli bir ekonomi amaçlanmaktadır. Hem varolanı daha
adil paylaşmak hem de, paylaşılacak olan büyütmek hedeflenmelidir.
Sosyal haklar ve duyarlılıklarla çerçevelenmiş ve koşullanmış
örgütlü ve rekabetçi pazar mekanizmaları özendirilmeli ve desteklenmelidir.
Verimlilik, akılcılık ve etkinlik ölçüleri kamunun hem özel sektöre
hem devlet sektörüne yaklaşımında başlıca ölçü olmalıdır. Ekonomide
önemli payı bulunan, büyüme dinamizmini sergileyen küçük ve ortay
boy girişimler, kamunun destek politikalarında öncelikli bir
yer almalıdır.
Toplumsal yarar, devletin sanayide ve ticarette geniş boyutlarda
yer almasından çok, üretilen değerin paylaşımını devletin vergi
ve bütçe politikalarıyla yönlendirmesiyle, kamu kaynaklarını
kullanma tercihleriyle sağlanmalıdır.
Kamu ekonomik işletmeleri gerekli oldukları alanlarda ve özerk,
etkin, verimli çalışmaları koşuluyla işlev taşımalıdır. Kamu
kaynakları, verimsiz kamu işletmelerinin, ayrıcalıklı özel şirketlerin,
devlet ve belediye bürokrasilerindeki savurganlığın tahribatından
kurtarılmalıdır.
Ulusal stratejilerin ve uzun vadeli temel tercihlerin şekillenmesi,
büyük dengelerin korunması, altyapı projelerinin uygulanması,
rekabet kurallarının gözetilmesi, üretici ve tüketicinin korunması,
kamunun ekonomik görevi olmalıdır. Kamu, toplumsal yararın gerektirdiği
durumlarda ekonomiye etkin müdahalede bulunmasını, özelleştirme
ya da sosyalleştirme yapabilmesini olanaklı kılan bir konuma
sahip olmalıdır. Kamu, ekonomik gelişmenin sektörel ve bölgesel
dengelerini, eşitsizlikleri azaltmak işlevini gözetmelidir. Bu
çerçevede, stratejik planlamanın yönlendirici ve özendirici özelliklerinden
yararlanmalıdır.
Kalkınma ve sanayileşme çabaları, kültür ve doğa mirası korunarak,
çevreyle uyum içinde gerçekleşmelidir.
Gelişmenin sonucu hatta göstergesi olan kentleşme, sağlıksız
ve çarpık özelliklerden, bunların kaynağındaki yanlış ve yetersiz
yasal düzenlemelerden arındırmalıdır. Kentleşme, toplumun uzun
süreli yararları doğrultusunda kamu tarafından yönlendirilmeli
ve denetlenmelidir.
f) Demokratikleşme
Demokrasi çerçevesinde, insan hakları, çağı paylaşmak, sosyal
adalet, laiklik, dürüstlük, çoğulculuk, gelişme gibi temel ölçüler
ile bütünleşen bir toplum oluşmalıdır. Cumhuriyetimizi meydana
getiren tüm unsurları, inanç ve kimlik özelliklerinin, siyasal
tercihlerin "kendi demokratik farklılaşmaları içinde bütünlüğü" anlayışı
geliştirilmelidir. Çünkü demokrasi, insanların, inançların, düşüncelerin,
siyasetlerin ve anlayışların özgürce farklılaşıp, barış ve bütünlük
içinde birlikte varolabildiği sistemdir.
Demokrasi, bir anlayışlar ve değerler bütünüdür; bir "kültür" olayıdır.
Demokrasi kültürünün benimsenmesi ve yaygınlaşması amacıyla kamunun
planlı çabasına ve organizasyonuna gereksinim vardır. Demokrasinin
bir yaşam biçimine dönüşebilmesi için "özgürce farklılaşıp
tartışarak, uygarca uzlaşma" yeteneği, "farklı olanların
birlikte yaşayabilme" özelliği, "karşıtların meşruiyeti" anlayışı, "hoşgörü" ve "sentez" alışkanlıkları
sistemli şekilde özendirilmelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi için demokrasi sürekli ve sonsuz bir
kavramdır. Demokrasi, anlayışlarda ve davranışlarda gerçekleşmeli,
bir yaşam biçimine dönüşmelidir.
Sivil toplum yapılanması desteklenmeli ve geliştirilmelidir.
Okul-aile birliklerinden, sendikalara, meslek odalarına, tüketiciyi
koruma hareketlerine, yöresel güzelleştirme derneklerinden, çevreci
kuruluşlara, dayanışma yahut ortak ilgi topluluklarına kadar
tüm "yurttaş beraberlikleri" özendirilmelidir. Amaç, "sıradan
yurttaşın" sivil kurumlar aracılığıyla ülkede etkin olması,
devlet karşısında edilgenlikten çıkarılmasıdır.
Demokrasinin temel kurumu olan parlamento, eskimiş anlayışlardan,
verimsizlikten, zaman ve enerji kaybından başka şey olmayan çalışma
ve konuşma usullerinden arındırılmalıdır. Katılım, çözüm üretimi,
sentez alışkanlıkları çağdaş parlamentoların işleyiş özellikleriyle
geliştirilmelidir.
Demokrasi, atanmışların değil, seçilmişlerin önceliğinde ve mutlak
sorumluluğunda gelişir. Türkiye, bu özelliğe artık kavuşmalıdır.
Bütün kurumlarıyla, mekanizmalarıyla ve anlayışlarıyla eskiyen,
akılcılıktan uzaklaşan, halka yabancılaşan ve topluma enerji
ve kaynak kaybettiren mevcut yönetim yapılanması terk edilerek,
köklü bir yenileşme programıyla çağdaş devlet yöntemi biçimlenmelidir.
Merkezde yoğunlaşmış sorumluluk ve yetkilerin bir bölümü, katılımcı
demokrasinin ve ülke bütünlüğünün çerçevesinde yerel yönetimlere
devredilerek daha demokratik ve daha etkin bir yapılanma gerçekleşmelidir.
III- TOPLUMA HEDEF GÖSTERİYORUZ
Cumhuriyet Halk Partisi, özgürlük, eşitlik, gelişme ideallerinden
hareketle, siyasete insan boyutunu, ahlak ölçüsünü, gelişme dinamizmini
getiren; toplumu sevgi dayanışma ve adalet özellikleriyle bütünleyen;
bu hedeflere akılcılığın ollarını döşeyen bir Türkiye’yi amaçlamaktadır.
CHP, Türkiye’nin siyasal tarihinden yeni bir dönem başlatmak
işleviyle;
Geçmişle geleceği,
Bireysel toplumu,
Verimlilikle eşitliği,
Özgürlükle sorumluluğu,
Yeni sentezlerle birleştirmenin iddiasıyla;
Yeni bir “toplum öngörüsünü”, yeni bir “Türkiye modelini” getirerek;
Tarihsel misyonunun ifadesi olan “değişimin öncülüğünü yaparak,
9 Eylül 1992’de yeniden doğdu.
Atatürk’ün emanet ettiği, halkın özgürlük ve eşitlik özlemleriyle,
çağı paylaşmak iddiasıyla geliştirdiği, daha önceki CHP kuşaklarının
özveriyle, emekle bazen harcına kendi hayatını katarak yücelttiği
CHP misyonunu yarınlara taşımak ve daha da yüceltmek için, CHP
yeniden var.
CHP,, bu anlayışla, Türkiye’yi toplumumuzu aşağıdaki hedeflere
taşımayı görev bilmektedir.
Demokrasi ve İnsan Hakları
CHP, evrensel insan haklarının eksiksiz uygulandığı, özgürlükçü,
katılımcı, çoğulcu ve sosyal bir demokrasiyi bütün kurumlarıyla
ve kurallarıyla gerçekleştirecektir. Ulusal iradenin kesintisiz
temsilini ve egemenliğini sağlayacaktır.
CHP, ulusal iradenin temsilcilerini her düzeyde belirleyici ve
işlevsel kılarak, son sözün sahibi yaparak, çağdaş demokrasinin
kurumsal dengelerini kuracaktır.
CHP, örgütlenme özgürlüğünü, sağlıklı, katılımcı sivil toplum
yapısının güvencesi ve vazgeçilmez koşulu olarak görmektedir.
Sivil Toplum
CHP, sivil toplumu her düzeyde geliştirerek ve demokratikleşmeyi
her alanda hızlandırarak, bireyin ve bireylerin oluşturduğu
beraberlikleri katılıma, kendileriyle ilgili kararları paylaşmaya
özendirerek, Türkiye’yi ileri bir demokrasiye yöneltecektir.
CHP, örgütlenme özgürlüğünü, sağlıklı katılımcı sivil toplum
yapısının güvencesi ve vazgeçilmez koşulu olarak görmektedir.
Laik Devlet
CHP, laikliği farklı inançların, farklı düşüncelerin ortak güvencesi
olarak gerçekleştirecektir. İnançlar, kendi dünyalarında özgür
olacaktır.
Devlet ve devletin temel kurumları, başta eğitim olmak üzere,
laik olacaktır ve bu özelliklerine kararlılıkla sahip çıkılacaktır.
Farklılaşma Özgürlüğü
CHP’nin özlediği ve önerdiği Türkiye barışçıdır; laiktir; hoşgörülüdür.
CHP, insanların düşüncelerinde, inançlarında, kültüründe, hayat
tarzlarında özgürce ve farklı olanın da saygı gördüğü bir düzeni
gerçekleştirecektir.
Barış ve Evrensel Dayanışma
“Yurtta barış dünyada barış”, dün olduğu gibi bugün de CHP’nin
temel ilkesidir. Türkiye, dünya barışına, evrensel dayanışmaya
ve insanlığın büyük yürüyüşüne kendi özgün katkısını getirecektir.
CHP’nin Türkiye’si, dünyanın sorunlu yörelerine, demokrasi içinde
ve çağdaş özelliklerle gelişmenin modelini sunacaktır.
Dürüst Yönetim, Açık Toplum
Herşeyin yozlaştığı bir ortamda, namusun saflık diye görüldüğü
ve idealizmin küçümsendiği bir zaman kesitinde, CHP, bir “erdem
mücadelesi” olarak yeniden doğmuştur. CHP’nin özlediği ve önerdiği
Türkiye, CHP’nin geçmişte sorumluluğunu taşıdığı Türkiye gibi,
ahlakın, namusun, erdemin Türkiye’si olacaktır.
Emeğin Önceliği
CHP, sosyal adalet temellerinde yükselecek bir refah toplumun
sözünü vermektedir. CHP, bu büyük hedefe ulaşmak için, ekonomide
verimliliğin ölçülerini ve akılcılığın, etkinliğidir. Yöntemlerini
kullanarak ekonomiyi geliştirecektir. Türkiye’nin iç ve dış olanakları,
bilgi ve insan birikimi, kamu ve özel girişimi, büyük hedefler
doğrultusunda seferber edilecektir.
Sanayileşme ve Bilgi Toplumuna Geçiş
CHP, ileri teknoloji ile donatılmış, dengeli ve çağdaş sanayi
toplumunu gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Sanayileşme, demokrasinin
güvencesi ve evrensel bilgi toplumuna geçişin temeli olacaktır.
Türkiye bilim ve teknoloji üreten merkezlerden biri haline getirilecektir.
Yaşam Kalitesini Yükseltmek
CHP, ekonomiyi kendi başına bir amaç, bir “rakamlar olayı” gibi
görmeyecektir. Ekonomi araçtır. Amaç insandır; amaç insanın yaşam
kalitesini bütünlük içinde yükseltebilmektedir. Üretimin ortamı,
üretimin üretenlere ve doğal çevreye etkileri, insan kişiliğinin
gelişimine, insanın mutluluğuna katkıları, bir bütün içinde değerlendirilecektir.
Sağlıklı Toplum
Çağımızda tüketim kültürünün bir robotu olmanın insanı mutlu
kılmaya yetmediği kanıtlanmıştır.
Tüketim artışı, toplumları şiddet, uyuşturucu, fuhuş, kumar gibi
sosyal hastalıklardan kurtaramamıştır. CHP, ekonomiyi öncelikle
insanın yaşam kalitesinin ve mutluluğun bir bileşkesi olarak
geliştirecektir. CHP, ekonomiyi büyümeyi, moral değerlerle bütünleyecektir.
Adaletli Gelir Dağılımı
CHP, sosyal sınıflar arasındaki eşitsizliklerin azaldığı, bölgelerarası
dengesizliklerin düzeldiği bir Türkiye’yi hedeflemektedir. Adaletli
gelir dağılımı, hem ekonomiden payını alamayan bölgelerin gelişmesinde
hem de toplumun düşük gelirli kesimlerine belirli bir yaşam düzeyinin
sağlanmasında başlıca yöntemdir.
CHP, adaletli gelir dağılımını, sağlıklı sosyal yapının ve toplumsal
barışın temel dayanağı olarak değerlendirmektedir.
İşsizliğin Azalması
İnsanlarına iş sağlayan, ekonomik ve sosyal dönüşümleri gerçekleştirmek
devletin temel bir görevidir. “İşsizlikle mücadele”, kapsamlı
bir planın çerçevesinde ve ekonomideki tüm kesimlerin katılımıyla
gerçekleşecektir. Üretken istihdam olanağı yaratacak tüm girişimler,
sektörel öncelikler dikkate alınarak özendirilecek ve desteklenecektir.
Fırsat Eşitliği
CHP, daha eşitlikçi bir Türkiye’nin sözünü vermektedir. Eşitlik,
öncelikle bir fırsat eşitliği olarak gerçekleşecektir. Kamu,
fırsat eşitliğinin organizasyonundan ve gözetiminden sorumlu
olacaktır. Mümkün olduğunca eşit koşullarda hayata başlayan insanlardan
süreç içinde kendini geliştirenlerin önü tıkanmayacaktır.
İleri Bir Eğitim Düzeni
Eğitim sistemini geliştirmek, eğitim ve öğretim düzeyini yükseltmek
ve eğitimde fırsat eşitliğini geçekleştirmek, CHP için öncelikle
tercihtir. CHP’nin önerdiği Türkiye’de, her çocuğun ve gencin
kaliteli eğitim görmesi ve eşit koşullarla yarışarak ilerleme
olanağına sahip bulunması, toplumun ve devletin ortak sorumluluğu
olacaktır. Eğitimin temel direği olan öğretmenin yaşam koşulları
ve çalışma düzeni, görevin gerektirdiği düzeni, görevin gerektirdiği
düzeye mutlaka yükseltecektir.
Gençlik Umuttur
CHP, “... Cumhuriyetin geleceğini gençliğe emanet edebilmiş”
bir anlayışın sürecidir. Okuldaki, fabrikalardaki, tarladaki
gençliğin geleceğe daha iyi hazırlanması ve gençlerin, hayatın
en güzel döneminden daha iyi yararlanması, günü daha güzel yaşaması
için, toplumun duyarlılığı ve olanakları seferber edilecektir.
Sosyal Güvenlik ve Dayanışma
CHP, toplumun alt gelir kesimlerine “asgari yaşam düzeyini” mutlaka
sağlayacaktır. Sosyal güvenlik sistemi, toplumun tümünü zaman
içinde kapsayacaktır. Emekliler öncelikle kollanacak, korunacaktır.
Toplumun engelli kesimleri, yalnız kalmış yaşlıları, başta devletin
olmak üzere belediyelerin ve ilgili sivil toplum örgütlerinin
de desteği ve düzenlemeleriyle daha iyi koşullara kavuşacaktır.
Çocuk Haklarının Korunması
Çocuğun, kendi çevresine ve topluma karşı hakları, çevresinin
ve toplumun çocuğa karşı görevleriyle birlikte düzenlenecektir.
Çocuk, yasal ve moral bir korunmaya kavuşacaktır. Uluslararası
hukukun ve evrensel anlayışların bu alandaki gelişmelerin Türkiye’de
hiçbir çocuğumuz, ailesinin parasal yetersizliği nedeniyle eğitim
sürecinin dışında kalmayacaktır.
Kadınla Erkeğin Eşitliği
Kadın – erkek eşitliği, yasalarda, siyasi yaşama katılımda, çalışma
koşullarında, kamu görevlerine gelebilmede kesinlikle sağlanacaktır.
CHP’nin önerdiği Türkiye’de, kadınla erkeğin hayatın nimetini
de, külfetini de toplumun ve aile içinde ortak paylaşması temel
amaçtır.
Tüketicinin Korunması
Piyasaların yeterince gelişmediği ve serbest yarışma koşullarının
henüz oluşmaya başladığı bir ortamda, tüketicinin korunması kamunun
ve sivil toplum örgütlerinin öncelikli görevidir. Tüketicinin
aldatılmaktan sakınılması, tüketici etkinliğinin artması, yarışma
koşullarında dürüstlüğün gözetilmesi, örgütlü, rekabetçi, açık
Pazar ekonomisi koşullarının sağlanması ve tekelci yapılanmanın
engellenmesi, CHP’nin hedefidir.
Sağlıklı Kentleşme
Yeni Türkiye’nin toplumsal dokusunu belediyeler oluşturacaktır.
Yanlış ve eksik yasalardan kurtarılmış, saydamlığa, dürüstlüğe
etkinliğe kavuşturulmuş, çevreye ve doğaya duyarlı belediyeler,
sağlıklı bir kentleşme, güçlülerin her istediklerini yaptıkları,
kural dışı uygulamadan, rüşveti özendiren mevzuat kargaşasından
mutlaka kurtarılacaktır.
Doğa ve Çevrenin Korunması
CHP, yeşil bir dünyada, temiz bir Türkiye’yi hedeflemektedir.
Ortak kültür mirasının özel çıkarlar için tahribine son verilecektir.
Doğal çevreyi, geçmişimizdeki kuşakların, bugünün insanlarına
emaneti olarak görmekteyiz. CHP için amaç, sağlıklı insan ve
sağlıklı toplumdur; sanayileşme ve kentleşme bu amacın araçlarıdır.
Yönetime Katılım
İleri demokrasinin özelliği, yurttaşların olanak olan her alanda
ve düzeyde sorunlarının çözümüne bizzat katılmalıdır. CHP’nin
gerçekleştireceği Türkiye’de, “hemşehriler”, belediyelerin kendileriyle
ilgili karalarında, öğrenciler, üniversitelerin yönetiminde;
işçiler ve memurlar, işyerindeki ve devlet dairelerindeki çalışma
koşullarının belirlenmesinde; üreticiler, kooperatiflerin yönetiminde
söz sahibi olacaklardır. Ülke bütününü ilgilendiren ekonomik
kararların oluşumunda, sanayi, ticaret, tarım odalarının, esnaf
birliklerinin, meslek kuruluşlarının ve işçi sendikalarının katılımları
sağlanacaktır.
Yönetimde Yeniden Yapılanma
CHP’nin hedefi, yurdun her köşesinde varolan yetişmiş insan birikimini
ülke yönetimine katmaktır; Türkiye düzeyine yayılmış dinamizmden
en etkili biçimde yararlanmaktır. Bu hedefin önündeki başlıca
engel, aşırı merkeziyetçi bir yapılanmadır. CHP, merkezin artık
gereği ve uygulanabilirliği kalmamış yetkilerini yerel yönetimlere
devrederek yerinden yönetimin kapsamını ve yerel yönetimlerinin
işlevini ülkenin coğrafi bütünlüğü çerçevesinde arttıracaktır.
Adalet Örgütünde ve Hizmetlerinde Yeniden Yapılanma
Adalet devletin temelidir. Ancak, adalet örgütümüzün şimdiki
yapısı çağın ve toplumdaki hizmet beklentisinin çok gerisinde
kalmıştır. CHP bu konuda köklü bir reform getirecektir.
Ulusal Bağımsızlık, Kişilikli Türkiye
CHP’nin gerçekleştireceği yeni Türkiye, tarihten gelen kişiliği
ve günümüzdeki gücüyle kendi modelini savunabilen, saygınlığı
olan, dünya barışına da katkıda bulunan, evrensel düzeyde öncü
işlevler üstlenen bir Türkiye olacaktır.
İKİNCİ BÖLÜM
TEMEL POLİTİKALAR “DEĞİŞİMİN GÜCÜ”
I-DEMOKRASİ
Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Cumhuriyeti gerçekleştiren,
çağdaş Türkiye’nin temellerini kuran Cumhuriyet Halk Partisi,
ülkede çok partili düzeni ve demokrasi sürecini başlatan partidir.
CHP, demokrasiyi ülkemiz ve insanlarımız için vazgeçilmez tek
seçenek olarak görmektedir.
CHP, ara rejimlerle yara alan, 1982 Anayasası ile bu yarası derinleşen,
demokrasimizin, bireyin özgürleşmesi, toplumun çoğulcu niteliklere
kavuşması, devletin demokratikleşmesi ile yeniden güç kazanmasını;
tüm kurum ve kuralları ile yeniden yapılandırılmasını öngörmektedir.
CHP, ülkede laikliğin korunmasını, örgütlü sivil toplumun gelişmesini
ve yaygınlaşmasını demokrasimizin vazgeçilmez koşulu saymaktadır.
Bu anlayışla, yazılı ve görsel iletişim ortamını ilkeli, açık
ve özgür bir yapıya kavuşturmayı hedeflemektedir.
Türkiye’yi eşitlikçi refah toplumuna taşımayı hedef alan CHP,
eşitsizliklerin giderilmesini, siyasette ve yönetimde dürüstlük
ve açıklık ilkesinin yerleşmesini, sosyal devlet anlayışımızı,
demokrasimizin sağlıklı temellere oturtulabilmesinin gereği saymaktadır.
CHP, katılımcılığa kapalı, eskimiş kurumlarla demokrasinin gelişemeyeceği,
toplum taleplerinin karşılanamayacağı görüşündedir.
Bu anlayışla CHP, yönetimde çoğulculuğu, katılımcılığı ve demokratikleşmeyi
amaçlamakta; yönetimin yeniden yapılandırılmasını, yerel yönetimlerin
etkinleştirilmesini ve yerinden yönetimi hedef almaktadır.
1.1-ÖZGÜR BİREY
Demokrasinin asıl öğesi özgür insandır. Özgür olmayan bireyin
gerçek anlamda seçme yeterliği olamaz. Temel amaç bireyi özgürleştirmektir.
Bireyin kendini geliştirmesinin önündeki ekonomik, siyasal ve
kültürel engelleri kaldırmaktır. Onun özgürlüklerini bilinçli
olarak kullanmasını sağlamaktır.
İster kurumsal, isterse eylemli olsun demokrasi ayrılmaz biçimde
özgürlük düşüncesine bağlıdır. Demokrasi bireyin devlet yönetiminde
söz sahibi olmasını öngörür. Yönetime katılma hakkı ise özgürlüğün
temelidir.
a) İnsan Hakları-Temel Hak ve Özgürlükler
İnsanların, kişiliklerine bağlı, doğuştan gelen ve vazgeçilmez,
dokunulamaz temel hak ve özgürlükleri ile toplum içinde yaşamın
kurallarına uygun belirli sorumlulukları vardır.
Temel hak ve özgürlükler Anayasa’nın sözüne ve özüne uygun biçimde
ancak ve yalnızca yasayla sınırlanabilir. Bu sınırlama hangi
gerekçeyle olursa olsun hakkın özüne dokunamayacağı gibi, demokratik
toplumun gereklerinin haklı kıldığı ölçüyü aşamaz ve öngörülen
amaç dışında kullanılamaz.
Cumhuriyet Halk Partisi, özgürlükçü, çoğulcu demokrasinin tüm
kurum ve kuralları ile işlerliğini sağlamayı öngörmektedir. Bu
anlayışın doğal sonucu olarak, uluslararası antlaşma ve sözleşmelerle
düzenlenen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları
Evrensel Bildirgesi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı’nca
kabul olunan Helsinki sonuç Belgesi ile Paris Şartı ilkelerinin
iç hukuk olarak uygulanmasını gerekli görmektedir.
CHP, insan haklarının, yeni hak ve özgürlüklerin süreklilik içinde
geliştirilmesinin kaynağı, kişinin kendine özgü ve çiğnenemez
haklarını oluşturma sürecinin de koşulu olarak değerlendirmektedir.
Devletin yurttaşına güvenmesi temel esastır. Bu nedenle aksi
kanıtlanıncaya kadar bireyin beyanı doğru kabul edilecektir.
CHP, aşağıdaki temel hak ve özgürlükleri, demokrasinin ve insan
haklarının evrensel ve vazgeçilmez temel unsurları olarak kabul
etmektir.
Yaşam Hakkı
Yaşam hakkı ile insan varlığının korunması ve geliştirilmesi
temel amaçtır.
CHP, ölüm cezasının hukuk sisteminden çıkartılmasını öngörür.
Yaşama hakkı, kişinin özgürlük ve güvenlik içinde olmasını, sağlamayı
gerektirir. Yargı kararı olmadan kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.
Düşünce ve Anlatım Özgürlüğü
Düşünce özgürlüğü demokrasinin temelidir.
Düşünce suç olamaz. Düşünce, onu açıklama, anlatma ve örgütleme
ile bütündür. Bu nedenle düşünceyi söz, yazı, resim ya da başka
yollarla açıklama ve yayma hakkı engellenemez.
Bilim ve Sanat Hakkı
Herkesin bilimi ve sanatı öğrenme, yayma hakkı ile eğitim ve
öğretim özgürlüğü vardır. Sosyal devlet anlayışı uyarınca CHP,
bu hakkın en geniş biçimde yerine getirilmesini öngörmektedir.
Din, İnanç ve Vicdan Özgürlüğü
Kimse dinsel inanç ve düşüncesinden ötürü kınanamaz, baskı altına
alınamaz; düşünce ve inançlarını değiştirmeye, açıklamaya zorlanamaz.
Herkes ibadetini, din veya inancının gereğini özgürce yapma,
öğrenme ve geliştirme hakkına sahiptir.
Basın ve İletişim Özgürlüğü
Basın ve kitle iletişim araçları özgürdür. Halkın doğruları ve
gerçekleri bilme ve öğrenme hakkı demokrasinin gereğidir. Dürüst
ve saydam yönetim demokrasinin vazgeçilmez koşullarından olduğu
gibi basın özgürlüğünün de temelidir.
Haber Alma ve Bilgilenme Hakkı
Herkes kamu faaliyetleri ile ilgili her konuda özgür haber alma
ve bilgilenme hakkına sahiptir.
Savunma Hakkı
Gözaltına alınan ve tutuklanan kişi, savunma ve en kısa zaman
da yargıç önüne çıkarılmayı istemek hakkına sahiptir. Savunma
ve hak arama olanağından yoksun olanlara hak aramayı ve savunma
hakkını sağlamak devletin yükümlülüğüdür.
Yönetime Katılma ve Örgütlenme Hakkı
Demokrasilerde herkesin yönetime katılma, bu amaçla ön izin gereği
aranmadan örgütlenme hakkı vardır. Siyasal partiler, sendikalar,
dernekler, kooperatifler ve meslek kuruluşlarına üye olma ve
yönetime katılma hakkı, çoğulcu ve katılımcı demokrasinin gereğidir.
Çalışma Hakkı
Çalışma herkesin temek hakkıdır. Devlet işsizliğin önlenmesi
ve tam çalışmanın sağlanabilmesi için gerekli girişimlerde bulunur.
Herkesin dilediği alanda iş kurma, girişimde bulunma ve sözleşme
hakkı vardır.
Mülkiyet Hakkı
Herkes özgürce mülk edinme, mülk üzerinde tasarrufta bulunma,
istediğine devretme hakkına sahiptir. Anayasa’da belirlenen kamusal
yarar amaçlı kamulaştırmalar hariç mülkiyet hakkına müdahale
edilemez.
Girişim Özgürlüğü
Herkesin örgütlü Pazar koşulları altında özgürce iş kurma, girişiminde
bulunma, işini geliştirme hakkı vardır. Girişim örgütlü, rekabetçi
Pazar düzeninin temel kuralıdır.
Çevre Hakkı
Çağdaş haklar arasında yer alan çevre hakkı, herkesin temiz,
sağlıklı ve yeşil bir çevrede yaşama özgürlüğünü belirlemektedir.
Seyahat Özgürlüğü
Herkesin istediği yerde yerleşme, istediği yere seyahat etme
özgürlüğü vardır.
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Yapma Hakkı
Demokrasilerde, önceden izin alınmadan toplantı ve gösteri yürüyüşü
yapma hakkı temel haklardandır.
b)Özgürlük ve Eşitlik
Özgürlük ve eşitlik sosyal demokrasinin birbiri ile bağlantılı
iki temel ilkesidir. CHP, temel hak ve özgürlüklerden herkesin
eşit olarak yararlanmasını öngörür. CHP, tüm yurttaşların, doğuştan
var olduğu kabul edilen temel haklardan, cinsiyet, din, dil,
ırk, mezhep ve sınıf ayırımı yapılmaksızın, tam bir eşitlikle
yararlanmasını sağlayacaktır.
1.2- ÇOĞULCU TOPLUM
a)Laikliğin Korunması
Toplum ve devlet yaşamında laiklik, Cumhuriyet’in ulusal bütünlüğün
ve toplumsal barışın temel taşıdır. Laiklik korunmadan demokrasi
yaşatılmaz; çağdaş toplum oluşturulamaz. Bu nedenlerle, Türkiye’de
laikliğin kurucusu olan Cumhuriyet Halk Partisi için laiklik,
hiçbir şekilde ödün veremeyeceği temel ilkedir.
CHP, çağdaş laiklik anlayışı ile, dini devlet işinden ayrı tutar;
bütün inançların devlet önünde eşit olmasını savunur.
CHP, inanç özgürlüğünü, kişinin kutsal ve dokunulmaz hakkı sayar
Bu anlayışla, devletin dinsel inançlara karışmasını değil, inanç
özgürlüğünü korumasını öngörür.
CHP, din unsurunun baskı aracı olmasını da, din duygusunun ve
dinsel inançların baskı altına alınmasına da karşıdır.
CHP, laikliği, bir toplumda farklı inanç özelliklerinin barış
içinde birlikte yaşanabilmelerinin ortak güvencesi olarak görmektedir.
Laikliğin nihai amacı, inanç dünyasının sivil topluma devredilmesidir.
Bu sürece geçerken, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın farklı inançlara
farklı yaklaşması; katılmak isteyen her inanca açık bir yapılanmaya
yönelmesi; resmi devlet kurumunda yer almak istemeyen inançların
da devletin desteğinden yoksun bırakılmaması gereklidir.
Laik düşünceye sımsıkı sarılmadan eğitim düzenini laik bir zemine
oturtmadan, eğitim laikleştirilmeden, yeniliğe ve değişime açık,
geleceği kavrayabilecek çağdaş bir toplum ve devlet yapısı oluşturulamaz.
CHP, eğitimin laikleştirilmesi amacıyla;
-Özel din eğitiminin etkin bir biçimde denetlenmesini,
-İmam-Hatip eğitiminin din görevlisi ihtiyacı çerçevesinde düzenlenmesini,
-“Öğretim Birliği” yasasının, özel ve resmi tüm eğitim kurumlarında
işlerliğe kavuşturulmasını,
-Din derslerinin düzenlenmesinde farklı inanç ve duyarlılıkların
varlığının da gözetilmesini ve sadece isteğe bağlı hale getirilmesini
öngörmektedir.
Bu genel anlayış çerçevesinde, Cumhuriyet Halk Partisi ülkemizde,
laikliğin her dönemde ödünsüz savunucusu olacak, bu alanda toplumumuzun
güvencesini oluşturacaktır.
b)İlkeli Bir İletişim Ortamı
Bilim çağının ve teknolojik gelişmenin kendi kurallarını yaratan
bir hızla, dünya ölçüsünde yayılması gerçeğini göz önünde tutarak,
bunu toplum yayarına yönlendirmek, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarının
amacı olacaktır.
İletişim alanında özgürlüğü esas alınacak ana güvence yasaklar
yerine okuyucunun ve izleyicinin vereceği kararlarda aranacaktır.
Doğru haber alma, doğruları ve gerçekleri bilme hakkı demokrasinin
gereğidir. CHP, ilkeli bir iletişim ortamının bu hakkın gereğince
kullanılmadan sağlanamayacağı inancındadır.
Yayınlarda sansür veya ön denetime ilke olarak karşı olan CHP,
bu konuda sadece yargı denetimine bağlı kılınmasını öngörmektedir.
Şiddet öğesini sürekli işleyerek, insanın barış ve sevgi duygusunu
körleştiren, insanlık onuru ve temel değerlerini yozlaştıran
yayınların, iletişim kurumları arası özdenetim mekanizması ile
önlenmesi hedef alınacaktır.
CHP, yerel demokrasinin gelişmesinde önemli bir işlevi olan yerel
basın ve iletişim kurumlarını destekleyecek, gelişmelerini teşvik
edecektir.
CHP, yönetiminde, teknolojik zorunluluklar dolayısıyla kamunun
yapması gereken tercihler ve kamu tarafından verilecek önceliklerde
kullanılacak ölçüler, geniş katılımcılık anlayışı ile oluşturulacak
birimlerce yönlendirilecektir.
Tekelleşmeyi önleyecek yasal düzenlemeler dünyadaki örnekleri
de dikkate alınarak uygulamaya geçirilecektir.
CHP, yönetiminde, kamu iletişim kuruluşlarında, toplumdaki her
kesimin ve görüşün en geniş boyutta yer alması sağlanacaktır.
Tüm iletişim kuruluşlarının belirli ölçülerde kültürel ve bilimsel
yayında da bulunmaları amaçlanacak, bu doğrultuda özendirici
önlemler alınacaktır.
c)Toplumun Yasaklardan Arındırılması
Türkiye’nin aradan geçen uzun zamana rağmen yasaklardan hala
arındırılmamış olması demokrasimizin temel eksiğidir.
Cumhuriyet Halk Partisi, 1982 Anayasası veya diğer yasa ve mevzuatta
siyasal ve toplumsal yaşamımıza getirilmiş olan tüm yasak, kısıtlama
ve engelleri, özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi anlayışıyla aşacaktır.
12 Eylül hukuk ve yönetim anlayışını tümüyle tasfiye edecektir.
CHP, toplum ve devlet yaşamında laikliğin gereği olarak 1982
Anayasası ile getirilmiş olan zorunlu din eğitimi “isteğe bağlı”
hale dönüştürecektir.
CHP, öncelikle sendikalara, derneklere, kamu çalışanlarına, öğretim
görevlerine ve gençlere getirilmiş bulunan siyaset yasağını kaldıracak;
siyasi partiler ve seçim yasalarını çağdaş demokrasi normlarına
göre yeniden düzenleyecektir.
CHP, düşünce, düşünceyi açıklama, vicdan ve inanç özgürlüklerinin
önünü açacak; laik toplumun temellerini güçlendirecektir.
CHP, bilim, sanat, basın ve iletişim süreçlerini özgürleştirecek;
sansüre son verecektir.
CHP, örgütlenme, dayanışma, sendikalaşma, grevli toplu sözleşme,
gösteri, yönetime katılma hak ve özgürlüklerine getirilen kısıtlamaları,
sivil toplum yapılanmasının önüne konan tüm engelleri kaldıracaktır.
CHP, toplumu yasaklardan arındırarak, bireyin özgürleşmesi, toplumun
örgütlenmesi, siyasi yaşamın güçlendirilmesi süreçlerine katkı
sağlarken; özgürlükçü çoğulcu demokrasiyi kökleştirecektir.
d)Etnik Duyarlılıklara Demokratik Çözüm
Ülkemizde farklı etnik yapıların, farklı kültür kimliklerinin
varolması, varlıklarını sürdürmesi çoğulcu demokrasinin zenginliğidir.
Cumhuriyet Halk Partisi, kültürel mozaiğimizin bu zenginliklerin
her boyutuyla geliştirilmesini çoğulculuk anlayışının gereği
saymaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti din, dil, ırk ve etnik köken temelleri üzerinde
değil, siyasal bilinç ve ideal beraberliği zemininde kurulmuştur.
Bu nedenle ırk temelinde çözüm arayışlarının veya asimilasyon
uygulamalarının tuzaklarından demokrasimiz kendini her zaman
korunmalıdır.
CHP, uygulamaya koyacağı, “hoşgörü, demokrasi, çoğulculuk, eşitlik
ve bölgesel gelişme” politikaları ile, ülkenin her yöresinde,
her kökenden insanlarımız arasında toplumsal barışın, dayanışmanın,
bütünlüğün ve refahın güvencesini oluşturacaktır.
CHP, her kökenden insanımızın kendi ana dillerini daha iyi öğrenebilmelerine
ve geliştirebilmelerine olanak tanınmasını; her türlü iletişim
ortamından bu amaçla yararlanabilmesini kültürde çoğulculuk anlayışının
ve kültürel kimliğe duyarlılığın gereği saymaktadır.
CHP, Kürt sorununun da, bu anlayışla, tek seslilik ve tepki politikaları
ile değil, sosyal demokrat özdeki çoğulcu politikalar ve evrensel
değerler çerçevesinde aşılabileceğine inanmaktadır.
Cumhuriyetin kurulmasında, devrimlerin gerçekleştirilmesinde,
ekonomik kalkınmanın başlatılmasında ve demokrasiye geçişte öncü
olan Cumhuriyet Halk Partisi, çoğulculuk ve ulusal bütünlük anlayışı
içinde iç barışı gerçekleştirecektir.
1.3-DEMOKRATİK DEVLET
a)Yeni Bir Anayasa
1982 Anayasası, bir uzlaşma anayasası değildir; seçeneksizlik
yaratarak topluma dayatılmış, eskimiş değerleri ve yasakları
temel alan bir anayasadır.
Türkiye’nin özgürlükçü, çoğulcu laik ve demokratik sosyal hukuk
devleti anlayışını bütün kurum ve kurallarıyla oluşturulacak.
Yeni bir anayasa gereksinim vardır. Bu aynı zamanda toplumsal
denge ve barışın ön koşuludur.
Yeni anayasa, ara rejimlerin hukuksal kalıntılarını tasfiye edecek,
toplumdaki özgürleşme ve demokratikleşme beklentilerini karşılayacak
nitelikleri taşımalıdır. Bireyin hak ve özgürlüklerinin korunması
ve geliştirilmesi; sivil toplumun güçlendirilmesi temel anlayışını
içermelidir.
Yeni anayasa, siyasi rejimimizde yasama, yürütme ve yargı erkleri
arasındaki iş bölümü ve dayanışmayı pekiştirecek; bu üç erkin
yetki alanlarını açıklıkla belirlemelidir. TBMM’nin “yasama yetkisi”nin
devredilmezliği ilkesi özenle korunmalıdır.
Yeni anayasa çerçeve nitelikte olmalı, özgürlükleri temel alarak
özgürleşme sürecini sürekli kılmalı; özgürlüklerin sınırlanacağı
ayrık durumları da bu anlayışla açıkça belirlemelidir. Başta
düşünme ve düşünceyi açıklama, inanç, siyaset, iletişim ve örgütlenme
özgürlükleri olmak üzere, tüm toplumsal ve sendikal hakları güvence
altına almalıdır.
Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, savunma hakkı, sivil otoritenin
mutlak üstünlüğü ilkeleri, yeni anayasada titizlikle gözetilmelidir.
Bu anlayış çerçevesinde Milli Güvenlik Kurulu'’un anayasal bir
kurum olma özelliğine ve sivil otorite üzerindeki demokrasi ile
bağdaşmayan üstün konumuna son verilecek, bu kurumun işlevleri
ve yapısı yeniden düzenlenmelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi, yeni anayasanın, toplumsal katılımla,
siyasal partiler ve tüm kurumlar arasında olabildiğince geniş
bir uzlaşma sürecinde hazırlanmasını öngörmektedir.
b)Parlamento’nun Etkinliğe Kavuşturulması
Parlamento, çoğulcu demokrasi ile sivil toplumun temel kurumudur.
Demokrasilerde parlamentonun işlevi, yasama ve denetlemeyle sınırlandırılamaz.
Parlamento, demokratik bir ülkenin siyasi nabzının attığı, ülke
demokrasinin kendi ifade ettiği temel siyasi platformdur.
Bu nedenle, bugün Türkiye demokrasisinin temel sorunu, TBMM’ni
yasama ve denetleme işlevi yanında, ulusal tartışma sürecini
sürekli geliştiren bir siyasi organ haline getirmektedir.
Parlamenterler rejim parlamentonun üstünlüğü ve saygınlığının
korunması ile güç kazanır. Kanun hükmünde kararname uygulaması
parlamentonun yasama görevini etkin olarak yerine getirilmesinin
engeli aline gelmemelidir.
CHP, TBMM’nin etkinliğinin artırılmasını, seçilmişlerin sadece
görünürde değil, gerçekte de ülke yönetiminin temel unsuru olmasın
hedef almaktadır. Meclis iç tüzüğü ve çalışma yöntemi bu anlayışla
yeniden oluşturacaktır.
Meclis komisyonları genişletilerek, işlev ve yetkileri arttırılmalıdır.
Meclisin yasama ve denetim faaliyetlerine sivil toplum kurumlarının
daha etkin katkısı sağlanmalıdır. Yurttaşlarımız meclis çalışmalarını
televizyon ekranlarından daha yaygın ve düzenli olarak izleyebilmelidir.
CHP, yurttaşlarımızın yerel sorunlarının, yerinden çözümlenmesini
sağlayarak, parlamentoyu kişisel veya yerel özellikle sorunların
çözüm merkezi olarak algılanmasının önüne geçecektir.
CHP, çıkaracağı “siyasi ahlak” yasası ile, milletvekillerinin
yapamayacakları işleri belirleyerek, parlamentonun daha verimli
çalışmaları olanağını geliştirecektir.
CHP, milletvekillerinin, “dokunulmazlık hakkının” sadece meclis
içi çalışmalar ve siyasi hak ve faaliyetlerle sınırlanmasını
öngörmektedir. Böylelikle bunun dışındaki oluşumlar nedeniyle
TBMM’nin saygınlık erozyonuna uğramasının önüne geçilecektir.
c)Katılımcı Çoğulcu Devlet
Cumhuriyet Halk Partisi, yaşamı paylaşan ve geleceği ortaklaşa
yaratan bir toplumu oluşturmak, devletin çağdaş bir hizmet aracına
dönüşümünü sağlamak için katılımcı ve çoğulcu yapılanmayı esas
alır.
Ülke kaynaklarının kullanılmasında, önceliklerin saptanmasında
sadece yasamanın ve yürütmenin söz sahibi olması, kararların
bu şekilde alınması yeterli bir yöntem değildir.
CHP iktidarında, özgür bireylerin ve özgürce kurulan sivil toplum
örgütlerinin, kendilerini doğrudan ilgilendiren konular başta
olmak üzere, her alanda kararlara katılım süreçlerinde yer almaları
gözetilecektir.
Katılımcı ve çoğulcu bir işleyişin danışma aşamasından başlayarak
kısa zamanda tüm kamusal kararların zorunlu bir parçası haline
gelmesi kurumsallaştırılacaktır.
d)Hukukun Üstünlüğü, Yasa Önünde Eşitlik
Yasalar günümüzde düşünsel, toplumsal, ekonomik hatta siyasal
gelişmelerin gerisinde ve dışında kalabilmekte, “tam eşitlik”
ilkesini de yansıtmayabilmektedir. Bu nedenle, biçimsel anlamda
yasallık, yasalar bağlılık, hukukun üstünlüğünü ifade de yeterli
olmayabilmektedir.
Hukuk devleti, sosyal devlet anlayışı ile bağdaşır ve bütünleşir
olmalıdır. Sosyal devlet olmaksızın hukuk devleti, hukuk devleti
olmaksızın sosyal devlet düşünülemez.
Yasa önünde eşitlik kavramı, demokrasilerin, ekonomik güven hakkını
da içeren vazgeçilmez bir kuraldır. Kişilerin devlet tarafından
eşit olarak korunması temel esastır, demokrasi, çoğunluktakiler
kadar azınlıktaki düşüncelerin ve inançların da korunmasını öngörür.
Devlet, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, bireyin refahını
ve sosyal adaleti korumalı; hukuk devleti ile bağdaşmayan siyasal,
ekonomik ve toplumsal bütün engeller kaldırılmalı; bunun için
gerekli koşullar sağlanmalıdır.
CHP iktidarı “hukukun üstünlüğü” ilkesini yaşama geçirerek, insanların
asırlar boyunca oluşmuş kazanımlarını, toplumsal yaşamı düzenleyen
kuralların temel yönlendiricisi yapacaktır.
CHP yönetiminde; bireyin özgün, özgür, saygın bir varlık olarak
kendisi geliştirme hakkı, hukuk sisteminin ana dayanağı olacaktır.
Özgürlüklerin ve hakların önündeki yasal ve doğal engeller süratle
kaldırılacak, bunları güvence altına almayı sağlayacak çağdaş
denetim yolları özenle benimsenecektir.
Hukukun üstünlüğü ilkesi; bireylerin birbirleriyle ve kamuyla
olan ilişkilerinde olduğu kadar, kamunun kendi içindeki işleyişinde
de egemen olacak; bu ilkenin üstünlüğünün uluslar arası ilişkilerde
de geçerliliğini korumasına özen gösterilecektir.
e)Hukuk ve Adalet Reformu
Cumhuriyetin ilk yıllarında, CHP’nin öncülüğünde yapılan “hukuk
devrimi”, toplumun çağdaşlaşması bakımından gerekli ivmeyi kazandırmış
ve toplumumuzun çağdaş uygarlık düzeyine yaklaşmasını sağlamıştı.
Aradan geçen yetmiş yılı aşkın süre içinde de zaman zaman çağın
gereklerine uygun hukuk düzenlemeleri yapılmıştır. Ancak bunun,
toplumun ve çağın hızlı ekonomik, toplumsal, siyasal ve teknolojik
değişim ve gelişimini hızlandırıcı nitelikte olduğu; yeterince
ilerici ve yenilikçi olduğu söylenemez. Hukuk, gelişme gereksinimlerinin
önünde gitmelidir. Gelişmeyi güçleştirici ve yavaşlatıcı değil,
ön açıcı ve yol gösterici olmalıdır. Bunu sağlamak için güçlü
bir adalet ve hukuk reformu gereklidir. CHP iktidarında, çağdaş
demokratik gelişmelerin gerisinde kalmış (antidemokratik) hükümler
ve yasalar saptanacak ve değiştirilecektir.
Hukuk Reformu
Demokrasinin öğesi özgür insandır. İnsanın özgürleştirilmesi,
ulusal ve evrensel boyutlarıyla tüm insanlığın sorunudur. Evrensel
ve uluslar arası insan hakları antlaşmaları haline dönüşmüştür.
Paris Şartı bu doğrultudaki son aşamadır. Türkiye’nin iç hukukun
da bu evrenselleşmeye ve kürselleşmeye açık, uygun hale getirilmesi
gerekmektedir.
Adalet Reformu
Adalet devletin temelidir. Toplumsal yaşam olağanüstü dinamizm
ve değişim göstermektedir. Adalet mekanizmasının bu değişim karşısında
durağan kaldığı, teknolojik yapılanma ve diğer açılardan yetersizleştiği
açıktır.
Hem paralı, hem de geciken adalet en pahalı adalettir. Ülkemizde
varolan koşullar adalete güvensizliği artırmaktadır. CHP yönetiminde,
halkımızın adaletten şikayetçi olmasını önleyecek her türlü girişim
ve yatırım gerçekleştirilecek, sorunlar aşılacaktır.
Anayasada yer alan hak arama özgürlüğünü soyut bir söz olmaktan
çıkarmak, toplumun doğal işleyişine katmak gerekir. Hak arama
ve adalet dağıtma devletin en temel, vazgeçilmez ödevidir. Devletin
bu noktada yara alması toplumu giderilmesi olanaksız bunalımlara
iter.
Mevcut infaz sistemi cezanın evrensel amacı olan ıslahtan uzaktır;
hükümlüyü topluma kazandırma işlevini yeterince yerine getirmemektedir.
CHP, cezaevlerini, suçluyu infaz sonrasında topluma kazandırma
amacı ile, üretime ve eğitime yönelik bir uygulamaya, açık çağdaş
kurumlara dönüştürecektir.
Suçlu çocukların cezalarının infaz sistemi yeniden düzenlenecek,
ıslahevleri, suç özendirme yerine, iş ve meslek becerilerini
geliştiren, suçlu çocukları topluma kazandıran yapıya kavuşturulacaktır.
Bağımsız Yargı-Güvenceli Yargıç
Yargının bağımsızlığı ve yargıç güvencesi, CHP’nin öncelikli
hedefidir. CHP, hakkın saptanması ve dağıtılması sürecinde hiçbir
baskı, etki ve zorlama yapılmasını kabul etmez. Yargıç ve savcıların
atanması, yükselmesi, ve yer değiştirmesinde her türlü baskı
ve etkiden uzak tutulmaları için en elverişli yöntem yargıcın
bağımsızlığı ve “özerk biçimde yönetilenlerin, yönetenleri seçmesi”dir.
Bu nedenle CHP, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu özerkliğe
kavuşturacaktır.
Tüm adalet personelinin iyi eğitilmiş ve nitelikli olması ve
her türlü baskıya ve ekonomik sıkıntıya karşı korunmaya alınması
sağlanacaktır.
Savunma Hakkı
Adalet, “sav-savunma-hüküm” üçlüsünden oluşur. Bu üçlünün dengesi
ve denkliği yargının iyi işleyişini sağlar. Özgür savunma, bağımsız
savunmadır. Bu bağımsızlığı avukata sağlayan bağımsız meslek
örgütlenmesidir.
“Ceza hukuku suçlular, ceza yargılama hukuku masumlar içindir”
özdeyişi ceza hukukunun temel ilkelerinden biridir. Suç işlememiş
bir insan içinde kovuşturma açılabilir. Bu nedenle, suçluluğu
kanıtlanmadıkça kimseye “suçlu” denemez. “Savunma hakkı”, sanığın,
kovuşturmanın her aşamasında, bir avukatın yardımını da içermek
üzere her türlü savunma aracı ve yönetiminden yararlanmasını
kapsamaktadır.
İşkence insanlık suçudur. Savunma hakkına yöneltilen bu hukuk
ve insanlık dışı baskı yönetimi çağdaş düzenlemelerle önlenecektir.
“Savunma suçlama ile birlikte başlar” anlayışı ile hazırlık soruşturmasından
başlayarak yargıda açıklık ilkesi sağlanacaktır.
Gözaltına alınan ve tutuklanan kişi, savunma ve en kısa zamanda
yargıç önüne çıkartılmayı istemek hakkına sahiptir. Savunma dayanağından
yoksun olanlara “hak arama”yı ve “savunma hakkı”nı sağlamak devletin
yükümlülüğüdür.
“İdari kolluk-adli kolluk” ayırımı da bu yöndeki yakınmaları
azaltacak bir önlem olarak uygulamaya geçirilecektir.
CHP, savunma hakkının güvencesi olan meslek örgütlerinin (baroların)
yürütme erkinin vesayetinden kurtulmasını ve savunma kurumunun
Anayasa’da yargı erki içinde yer almasını, Türkiye Barolar Birliği’ne,
Anayasa Mahkemesi’nde dava açma hakkının tanınmasını amaçlayacaktır.
Olağanüstü Mahkemeler
Demokratik hukuk devletinde temel, “doğal yargıç” ilkesidir.
Devlet Güvenlik Mahkemeleri, bugünkü düzenlenişi ve yargıç ile
savcıların belirleniş şekli ile uzmanlık mahkemesi niteliğini
kaybetmişlerdir. Daha çok olağanüstü mahkeme olarak işlemektedirler.
Bu nedenle toplumun adalet duygusunu inciten bu mahkemeler kaldırılacaktır.
Çocuk Mahkemeleri
Kuruluşu göstermelik, sayıları yetersiz olan çocuk mahkemeleri,
kuruluş amacına uygun olarak yeniden örgütlenecek; çocukların
suç işleme ortamlarından koruma ve kurtulmaları sağlanacaktır.
f)Ekonomi Hukukunun Çağdaşlaştırılması
Özel ve tüzel kişilerin, finans kurumlarının, kendi aralarında
veya devlete ekonomik ilişkilerinde geçerli olan hukuk yapısı
eskimiştir, yetersizdir, eksiktir.
Ekonomide, piyasalarda yaşanmakta olan hızlı değişim, her geçen
gün geliştirilmekte olan yeni politikalar ve yatırım araçları,
ekonominin hukukunda da değişim, yenileşme ve çağdaşlaşmayı zorunlu
kılmaktadır.
Globalleşme, uluslararasılaşma, dış dünya ile giderek artmakta
olan ekonomik ilişkiler ve nihayet Avrupa Birliği ile bütünleşme
sürecindeki Gümrük Birliği dahil muhtemel gelişmeler ekonominin
hukukunda dış dünya ile uyumlaşmasını zorunlu kılmaktadır.
CHP, ekonominin yeni hukuk mevzuatını geliştirirken, bürokrasinin
(kırtasiyeciliğin) azaltılmasını, ilişkilerde eşitliği ve adaleti
sağlamayı hedef alacak; vatandaşların dürüstlüğünü ve güvenilirliğini
temel çıkış noktası olarak kabul edecektir.
CHP, öncelikle piyasalarda rekabet koşullarının oluşumunu engelleyen
yoğunlaşma, kartelmonopol-oligopol türünden yapılanmaları denetim
altına alacak; tekelleşmeyi önleyecek antitröst yasasını uygulamaya
geçirecektir.
CHP, tüketici haklarını koruyacak mevzuata işlerlik kazandıracak;
mağdur edilen tüketicinin haklarını tazmin edilmesini sağlayacak;
toptan ve perakende ticari yapıya kavuşturacak yasal düzenlemeleri
yapacaktır.
CHP, vergi kaçağını özendirip, vergi ödeyeni bir anlamda dolaylı
olarak cezalandıran vergi mevzuatını, adil,şeffaf ve etkin bir
yapıya kavuşturacak; vergi kaçaklarını kamuoyuna duyuran, ağır
cezalandıran bir hukuk düzeni oluşturacaktır.
CHP, bankacılık, sermaye piyasası, kredi ve teşvik işlemleri
alanlarında eşitlik ve açıklık ilkeleri ile bağdaşmayan, bireyi
mağdur eden, kamu yararını gözetmeyen uygulamaları önleyici mevzuat
düzenini kuracaktır.
CHP, fikir mülkiyeti, patent hakkı ve lisans-marka tescili konularındaki
haksızlıkları, eksiklikleri kapatacak gerekli yasal düzenlemeleri
derhal yapacaktır.
CHP, özelleştirme uygulamalarına geçmeden önce TBMM kararını
temel alacak; karar sürecinin tüm aşamalarında kamu yararına
ve şeffaflığı yaşama geçirecek hukuk zeminini oluşturacaktır.
CHP, bu ve ekonominin diğer alanlarında gerçekleştireceği yasa
düzenlemeleri ile ekonominin hukukunu, bireyi ezmeyen, kamu yararını
gözeten, adalet, eşitlik ve şeffaflığı ön plana alan, taraflara
haksız çıkar sağlamayan, suçu caydıran, suçluyu cezalandıran
çağdaş ve dinamik bir yapıya kavuşacaktır.
1.4- EŞİTSİZLİKLERİN GİDERİLMESİ
a) Her Alanda Fırsat Eşitliği Sosyal Adalet
Türkiye eşitsizlik, adaletsizlik ve haksızlıkların çok yaygın
olduğu bir ülke haline gelmiştir.
Bireyler ve sosyal sınıflar arası gelir ile bölgelerarası gelişmişlik
farkları artmakta; fırsat eşitliği giderek daha bozulmaktadır.
Fırsat eşitliği ancak, erdemli, saydam ve katılımcı yönetimler
altında, tüm bireylerin sosyal güvenlik şemsiyesi altında yaşam
boyu güvenceye kavuşturuldukları ortamda, kısaca sosyal demokrasi
koşullarında sağlanabilir.
CHP, fırsat eşitliğini her alanda, ülkenin her yöresinde tüm
toplum katmanlarına sağlama kararındadır.
Cumhuriyet Halk Partisi için en yüce değer emektir; gelirlerin
oluşumundaki ve paylaşımındaki adalettir. CHP, çalışmak isteyen
herkese fırsat eşitliği sağlayan bir düzen kuracaktır. Bu amaçla,
başta emekçilerin, dar gelirlilerin çocukları olmak üzere, tüm
gençlerimize eğitimin her kademesinde fırsat eşitliğini sağlayacaktır.
CHP, tüm yurttaşlara koruyucu sağlık, tüm yoksul yurttaşlara
ise hayat boyu bedelsiz sağlık hizmetleri sunacaktır.
CHP, maddi gücü yetersiz ancak bilgi ve teknoloji birikimi olan
girişimcilere risk sermayesi ile iş hayatında fırsat eşitliği
sağlayacaktır.
CHP’nin fırsat eşitliği anlayışı, bir “standartlaşma” veya bir
“tek düzelik” özleminin ifadesi değildir. Amaç, olanaklar ölçüsünde
herkesin aynı noktadan başlaması, sonra yarışma özgürlüğünün
olanaklarını kullanarak yetenekle ve öz katkıları ile farklılaşmasıdır.
b) Kadını ve Erkeği Eşit Toplum
Kadın-erkek eşitliği, evrensel insan hakları ilkelerinin ayrılmaz
bir parçası, demokrasinin vazgeçilmez koşuludur.
Türkiye’de kadın-erkek eşitliği fikrinin öncüsü Atatürk ve onun
önderliğinde kurulan CHP’dir. CHP, Medeni Kanunla ve seçme-seçilme
hakkı ile, kadını ve erkeği eşit toplum oluşturma sürecini başlatmıştır.
Bugün bu haklara kadın-erkek eşitliğini sağlayarak yeni boyutlar
kazandırılması, bu hakların kararlılıkla uygulamaya konulması
zorunludur.
Kadınların sosyal ve siyasal haklarının bilincine varmaları,
her alanda kararlara ve yönetimlere katılmalarının özendirilmesi,
kalkınma süreci ve çağdaş toplum anlayışı ile bütünleştirilebilmeleri
için etkin politikaların geliştirilmesi gerekmektedir.
Medeni Kanun ve Türk Ceza, Ticaret, Vergi, İş Umumi Hıfzısıhha
Kanunları’nda kadınlara karşı ayrımcılık anlayışı içeren veya
aileyi korumada yetersiz kalan yasa hükümleri değiştirilecektir.
Ev kadınları, tarla veya evde çalışan tüm kadınlar, sosyal güvenlik
sistemi koruması altına alınacaktır.
“Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi”ne ilişkin
Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşme, tüm boyutları
ile uygulamaya geçirilecektir.
Kadınların aile içindeki durumunda eşit birey anlayışı içinde
değerlendirilecek; tüm yasal düzenlemeler bu anlayış içinde yapılacaktır.
CHP, ülkeyi erkek egemen toplumun olmaktan çıkarıp, özgür bireyler
topluluğuna dönüştürecektir.
CHP, aile içi mal rejiminde, eşlerin evlilik birliği sürecinde
veraset dışında edindikleri “malların ortaklığı” anlayışını genel
ilke, “mal ayrılığı” ise isteğe bağlı uygulama haline getirecektir.
CHP, kadınlara siyasal alanda en geniş olanakları sağlayarak,
temiz, üretken, hoşgörülü siyaset anlayışına yeni boyutlar kazandıracaktır.
Kadınların, özellikle, yargı, idare, ekonominin yönetimi ile
iç ve dış siyaset alanlarında daha etkin olabilmelerine özel
önem verecektir.
Çalışma yaşamında kadınlara karşı mevcut her türlü ayrımcılık
kaldırılacak; iş için değerlendirme ile işe girişte kadın ve
erkekler arasında eşit ölçülerin kullanılması sağlanacak, işyerlerinde
kreş olanaklarının yaygınlaştırılması gerçekleştirilecektir.
Kadınların meslek alanlarını çeşitlendirebilmek ve genişletebilmek
için, özel amaçlı Meslek Eğitim Geliştirme Merkezleri kuracaktır.
Kadınlara, karşı, aile içi ve dışı her türlü şiddet, cinsel taciz
ve onur kırıcı eylem, caydırıcı, eğitici ve koruyucu hukuki politikalarla
önlenecek; yerel yönetimlerin yeterli nicelik ve nitelikle sığınma
evleri açmaları desteklenecektir.
Yerel yönetimler ile ilgili kuruluş ve kademelerinde Kadın Başkanlığı
ile eşgüdümlü işlev görecek “Kadın Konuları Birimleri” kurulacaktır.
CHP’nin kadını ve erkeği eşit toplum amacına yönelik politikaları,
yasal ve gerçek eşitlik tam anlamıyla sağlanıncaya kadar geliştirilerek
kararlı bir şekilde sürdürülecektir.
c) Farklı Kültür Kümeleri Eşit Toplum
CHP’nin milliyetçilik anlayışı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş
döneminde gereksinim duyulan ulusallaşma sürecinin işlevsel tanımıdır.
Ülkede yazgı beraberliğinin oluşumuna duyarlılığın, çağdaş toplum
anlayışına geçişin söylemidir.
CHP’nin milliyetçilik anlayışı, farklı kültür kümeleri arasında
bir ayrım ölçüsü değildir; tersine bütünleşme ve kaynaşmanın
öğesidir. Tüm ayrışmaları kapsayan, Türkiye’nin ulusal bütünlüğü
çerçevesinde demokratik farklılaşma özgürlüğünü tanıyan, farklılık,
içinde bütünleşmeyi öngören yaklaşımın ifadesidir.
CHP, farklı kültür kümelerinin devlet, yasalar ve kurumlar önünde
eşit olduğu, çoğulcu demokrasi anlayışı ile hepsinin eşit olarak
kucaklandığı, fırsat eşitliğinin hepsine yeterince, eş ölçüde
sağlandığı bir eşitlikçi, çoğulcu, çağdaş toplum anlayışını savunur.
Bu bağlamda CHP, uluslararası antlaşmalarla konumları “azınlık”
olarak nitelenmiş olan toplum kesimlerini, kazanılmış haklarını
da saklı tutarak, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmanın doğal
sonucu olan tüm haklara eksiksiz sahip kılmayı ve yurttaşlık
hukuku içinde eşitlemeyi amaçlar.
Irk, din, dil, mezhep ve köken farklılıklarını kültür mozaiğimizin
zenginliği, çoğulculuk anlayışımızın koşulu, demokrasi inancımızın
gereği olarak gören CHP, farklı kültür kümelerinin her alanda
eşitliğini temel alan bir toplum yapılanması öngörür.
1.5- DAYANIŞMA-ÖRGÜTSEL SİVİL TOPLUM
a) Siyasi Partiler
Siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsurudur. Siyasi
partilerin gelişmediği, yeterince örgütlenmediği ortamlarda çok
partili siyasal yaşamın etkinliği sağlanamaz.
Ülkemizde çok partili siyasi sistemin yolunu açan, ona öncülük
eden CHP, bugüne kadar yaşanan üç ara rejimin olumsuzluklarına
rağmen, sürdürülmekte olan çok partili siyaseti, Türkiye insanının
parlamenter düzene ve demokrasiye olan bağlılığının göstergesi
olarak kabul eder.
Örgütlü toplumu ve çok partili çoğulcu demokrasiyi savunan CHP,
yaşamın her alanının siyasallaşmasını, siyasetin toplumun katmanları
arasında yaygınlaşmasını, siyasi partilerin ülkenin her yöresinde
etkinlik kazanmasını öngörür.
Cumhuriyet Halk Partisi, 1982 Anayasası’nın, siyasi partilerin
yapılanma, örgütlenme ve çalışma koşullarına getirdiği, çoğulcu
demokrasinin doğal gelişimini engelleyen tüm kısıtlamaların kaldırılmasını
amaçlar.
Halkın politika ve partilerle yabancılaşmasını amaçlayan, toplum
kesimlerinin siyasete geniş boyutta katılımını kısıtlayan anlayışları
reddeder.
Sivil toplum örgütlerinin siyasi partilerle ilişki kurabilmelerini,
kişilerin yaptığı işi veya görevinin siyasi partilerle üyeliğin
engeli olmamasını savunur.
Gençlerin ve kadınların siyasi partilerde ve siyasette, doğrudan
ve daha aktif olarak yer alabilmelerinin önündeki engellerin
kaldırılmasını, partilerde kadın ve gençlik kollarının kurulmasını
öngörür.
Ülkenin demokratikleşmesinin ön koşulu olarak, siyasi partilerin
işleyişinde ve örgüt yapılanmalarında parti içi demokrasinin
ve katılımcılığın yaşama geçirilmesini gerekli görür.
CHP, siyasi partilerin halka açılışı ölçüsünde çoğulcu demokrasimizin
derinlik ve güç kazanacağına inanır.
b)Sendikalar
Çalışma yaşamının temel kurumları olan “sendika özgürlüğü” ile
“toplu sözleşme ve grev hakkı”nı Türkiye toplumuna kazandıran
CHP, bu özgürlükten ve haktan tüm çalışanların yararlanmasını
öngörür.
Çalışanların, sendikalar yoluyla, ekonominin yönlendirilip düzenlenmesine
etkin biçimde katılmalarını amaçlar.
CHP, ara rejimlerin çalışma yaşamı ve sendikacılık hareketi üzerine
getirdiği tüm engeller ve olumsuzlukları gidermeye kararlıdır.
Sendikaların siyasi partilerle ilişki kurmaları, çalışanların
sendikalara üyelikleri ve sendikalara yönetici seçilebilme süreçlerindeki
kısıtlayıcı düzenlemelerin kaldırılmalarını öngörür.
CHP, sendikaların kendi iç düzenlerinde ve işleyişlerinde demokrasi
ilkelerine ve gereklerine daha ileri ölçüde uymalarının sendikal
hareketin etkinliğini arttırıcı bir unsur olarak değerlendirir.
c) Dernekler, Meslek Örgütleri, Vakıflar
CHP, dernek, meslek örgütleri ve vakıfları, çoğulcu demokrasinin
ve sivil toplum yapılanmasının vazgeçilmez kurumları olarak değerlendirmektedir.
Yurttaşlarımızın ortak amaç, çıkar veya işlevlerinin yerine getirilebilmesi
için, birlikteliklerin, dayanışmaların aracı olan bu kurumların,
özgürce örgütlenebilmeleri ve gelişebilmeleri desteklenecektir.
Ara rejimlerin bu alanda getirdiği kısıtlamalar, dernek, meslek
odaları ve vakıflara getirilen siyasi partilerle ilişki kurma
ve siyaset yasakları ile diğer tüm engeller kaldırılacaktır.
Bu kuruluşların, kendi birikim ve ilgi alanlarında genel ve yerel
yönetimlerin karar süreçlerine katılmaları sağlanacaktır. Böylelikle,
bu süreçlerin demokratikleşmesi, özellikle yerel yönetimlerin
toplumun farklı kesimlerinin katılımına açılması gerçekleştirilecektir.
Bu kurumların, tüketici hakları, doğa ve çevrenin korunması,
kent yapılanması, sağlık, eğitim, kültür ve turizm alanlarında
yerel yönetimlerle dayanışma içinde etkinlikte bulunmaları özendirilecektir.
Her alanda kurulan vakıflarla karşılıklı ilişkiyi geliştirmeyi
ve vakıfların toplum hayatında daha etkili olmasını amaçlayacaktır.
CHP, meslek odalarının, meslek mensuplarının hak ve çıkarlarını
savunacak; demokrasimizin derinleştirilmesi, sivil toplumun yaygınlaşarak
güçlenmesi doğrultusundaki çalışmalarını kararlılıkla destekleyecektir.
d) Kooperatifler
Demokratik kooperatifleri, dayanışma ve sivil toplum yapılanmasının
önemli örgütleri olarak değerlendiren CHP, bu kurumların ülkenin
demokratikleşmesine ve sosyal ekonomik gelişmesine önemli katkı
sağlayacağına inanır; bu nedenle de, demokratik kooperatiflerin
ülkede yaygınlaşmasını ve güçlenmesini önemser.
CHP, bu bağlamda gençlerin ve kadınların da demokratik kooperatifçilik
hareketine katılımlarının sosyal ve ekonomik gelişme için yararlarına
inanır.
CHP, demokratik kooperatiflerin halkı örgütlendirerek, eşitsizliklerin
aşılmasına, üretici emeğinin değerlendirilmesine ve dar gelirli
tüketicinin pahalılıktan korunmasına katkı sağlayacakları görüşündedir.
CHP, demokratik kooperatiflerin tarımsal sanayinin geliştirilmesinde,
dar gelirli üretici ve tüketiciye kredi kolaylıkları sağlanmasında
ve sosyal konut üretiminde önemli katkıları olabileceği inancındadır.
CHP, demokratik kooperatiflerin verimli yatırımlarını özendirecek;
sermaye ve yönetimine demokratik kooperatifler ve üst birliklerin
egemen olacakları bir Kooperatifler Bankası’nın kurulmasını özendirecektir.
Tarım ve tarım dışı tüm kooperatiflerin (tarım kredi ve tarım
satış dahil) tek tek bir Demokratik Kooperatifler Yasası içerisinde
toplanmaları sağlanacak; Kooperatif Üst Birlikleri siyasi müdahalelerden
arındırılacaktır.
Ülke düzeyinde demokratik kooperatifçilik üzerinde yaygın eğitim
olanağı sağlanacak; bu amaçla, eğitim sisteminde kooperatifçiliğe
yeterince yer verilecek; kooperatif üst örgütlerinin ortak ve
ortak dışı eğitim yapmak üzere yapılanmaları desteklenecektir.
e) Engellilere Duyarlı Toplum
Engelli bireylerimizin korunması, rehabilitasyonu ve istihdam
olanaklarına kavuşturulması, ülkemizin en çok gözardı edilmiş
konularından biridir. Engellilerin sorunları bireylerin acıma
ve yardım duygularına terk edilemez.
Engellilerin türü ve derecesi ne olursa olsun, tüm engelliler
devletin özel ilgi, destek ve korunmasından yoksun bırakılmamalıdır.
CHP, engellilere yaşamı kolaylaştıracak, çevreye uyumlarını sağlayacak,
üretkenliklerini artıracak, her türlü devlet desteğini ve olanaklarını
sağlayacaktır.
CHP, tüm engellilerin, bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri
ile beraber, eğitim, korunma, istihdam edilebilir beceriler kazanma,
kişiliğin gelişimi ve toplumda kaynaşma süreçlerin tümünden yararlanmalarını
amaçlamaktadır.
|