KENDİSİNİ
Ulusalcı,
Milliyetçi,
Yurtsever,
Devrimci,
Demokrat
.................
Olarak
ifade eden arkadaşlarımızın yıllardır ideolojik farklılıkları
ön plana çıkararak ayrışmaları bölücü
ve şeriatçı güçlerin egemenliklerine neden olduğu gibi,
halkımızın mağduriyetlerine yol açtıkları yadsınamaz gerçektir.
Ülkemizin
sorunları çözülemez nitelikte olmadığı gibi, önümüze konulan
AB, ABD, İMF reçetelerine de kabullenmemiz mümkün değildir.
Eğer;
-
Çağdaş,
KATILIMCI demokrasiyi,
-
Hukukun üstünlüğünü,
-
Halka karşı
şeffaf yönetim anlayışını,
-
Yolsuzluk ve
yoksullukla etkin mücadeleyi,
-Sağlık,
eğitim, adalet alanlarında Sosyal Devlet ilkelerini sonuna
kadar savunmayı, ulusal gelirden en büyük payı ayırmayı,
-
VATANIN BÖLÜNMEZLİĞİNİ,
-
ÜNİTER DEVLET
YAPISINI,
-
İnsana,
doğaya, hayvana saygıyı ve korumayı, haklarının savunulması
ve korunmasını,
-
İnsanlar arasında
barış ve kardeşliği, suç ve cezalarda vicdanın rahatlamasını,
-
Uluslararası ilişkilerde
karşılıklı çıkar ve ulusal onuru ön planda tutmayı ve kesinlikte
tavizkar davranmamayı,
-
Ülke insanımızın
tamamının en az düzeyde insanca yaşama haklarının sağlanması
ve korunmasını,
-
Mafya,
siyaset, tarikat, bürokrat dörtgeninden oluşan çete tipi
yapılaşmaya son vermeyi,
-
Her ne
ad altında olursa olsun vatandaşlar arasında ayrımcılığa
neden olan yasal korumaların kaldırılmasını,
İSTİYOR
ve SAVUNUYORSAK;
-
Kişisel kırgınlıklarımızı, ideolojik ayrılıklarımızı öne
çıkararak ayrışma yerine gelin belki de eğitim, kültür, alt
kimlikler, yaş, çevre, yaşanılan hayat nedeniyle farklı
sandığımız ideolojik ayrılıkları bir yana koyalım. BİRLEŞMEK
ZORUNDA değiliz ancak BİRLİKTE HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ.
Uygar
toplumların temel özelliklerinden birisi de ÖRGÜTLÜ YAPIYA
sahip olmalarıdır. 12 Mart, 12 Eylül ve sonrası uygulanan
antidemokratik uygulamalar nedeniyle örgütlü toplum olmayı
sağlayamadık. Her şeye rağmen hiç bir şey yapamıyorsak bulunduğumuz
yerde yağmur damlaları gibi 10'ar, 15'er kişilik dost grupları
oluşturalım. Bakarsınız yollarımız kısa zaman sonra kesişir.
Bağımsızlık ve Cumhuriyet için aç, yoksul, yorgun HAL, bugünün
teknolojik olanaklarından yoksun olmasına rağmen DÜNYANIN
EN BÜYÜK DEVRİMİNİ yaptılar. Bizim MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜMÜZ
yok. ANCAK HEPİMİZ AYDINLANMA DEVRİMİNİN IŞIĞINDAN YARARLANMADIK
MI?
-Vatandaşlarımız
arasında ayrım yapmayan, sosyal Devlet ilkelerini ön planda
tutan, çağdaş uygarlıklarla iletişim içinde bulunan DEVLETİMİZİN
LAİK yapısını, CUMHURİYETİ, PARLEMENTER SİSTEMİ ve katılımcı
demokrasiyi,
-
Vatanın üniter yapısını koruyan ve sağlayan, ulusal sınırlar
içinde ve dışında vatandaşlık duygularıyla Türkiye Cumhuriyeti'ne
sadakatle bağlı, kişisel çıkarlarını ulusal çıkarların gerisinde
tutan veya hiç öne çıkarmayan ırksal anlamda değil; hukuki
anlamda kendini Türk hisseden MİLLİYETÇİ,
-
Önünde,
arkasında, yanında, altında, üstünde değil yaptığı her iş,
eylem ve uygulamayla halkına karşı hesap verebilir durumda
ŞEFFAF-ŞEFFAF-ŞEFFAF şekilde HALKIYLA birlikte olan, halkın
duygu, düşünce ve istemlerini ön planda tutan yönetim anlayışını,
-"Akıl ve bilimden gitmeyen yolun sonu karanlıktır"
özdeyişinden hareketle; aşağılanan değil saygı duyulan, sömürge
değil üreten, savaş değil barış isteyen, doğma değil bilimsel
yöntemleri kullanan, gelenek, görenek, örf ve adetlerine
saygı duyarak gerektiğinde örnek alarak sürekli GELİŞMEYİ
ve DEVRİMCİLİĞİ savunuyor isek neden birlikte hareket edemiyoruz.
BİRLİKTELİĞİMİZE ENGEL OLANLAR ve masumda olsa çocukları
ve torunları da gün gelecek YAPTIKLARIYLA UTANÇ DUVARLARINDA
İSİMLERİNİ KAZINMIŞ OLARAK GÖRECEKLERDİR.
Bizler
azınlıkla değil, çoğunluğun bulunduğu yerde birlikteliği
isteyen (engelleyenler varsa başka yöntemlerde tartışılabilir)
TABANDA SİYASET yapan kişileriz. Ve olabilecekse SOLDA BİRLİKTELİĞİN
olmasını arzuluyoruz. Unutmayın ki; Erzurum kongresinde
6 maddenin görüşülmesi iki haftaya yakın sürmüştür. Sevgiyle,
saygıyla, kırmadan, dökmeden, aşağılamadan konuşacağız, tartışacağız
en sonunda doğruyu, doğrumuzu biz kendimiz bulacağız. Doğruyu
bulamazsak bile en az birliktelikleri ön plana çıkararak
BİR OLACAĞIZ, BİRLİK OLACAĞIZ nerede olursa olsun ÇAĞDIŞI
İNSANA YAKIŞMAYAN YÖNETİM ANLAYIŞLARINA DUR DİYECEĞİZ.
Şubat
/ 2006
|